Yolculuk Esnasında Uçak Tuvaletinde Hostesi Becerişim

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Babes

Yolcuların hepsi uçağa bindikten yolds.
comsonra kemerlerini taktılar ve o ateşli hostes önüme gelip başladı el kol hareketleriyle bir şeyler anlatmaya.
Benim yanımda olduğu için bana doğru eğilip vücut hatlarını gösteriyor ve çaktırmadan dokunuyordu.
Kadın bana bildiğin dayıyordu arkadaşlar.
İçeri giderken bana gel işareti yaptı ve içeri girdi bende peşinden gittim.
Tamam yolculuk daha uzun sürecekti ama hiç olmazsa gece, içinde duşu, tuvaleti, yani gerekli her şeyi bulunan gemide dinlenecek ve lüks restaurant da güzel bir yemek yiyip içerek vakit geçirebilecektik.
Karaköy de limana geldiğimde Kemal daha ortalarda görünmüyordu.
Çok iyi bir insan, ortak olmasına rağmen biraz rahattı.
Zaten her zaman geç kalır hep son anda çıkar gelir, herkesi heyecandan heyecana sürüklerdi.
Hatta birkaç sefer uçağı, treni bile kaçırmıştı.

Bu nedenle biletleri daima ben yanıma alırdım.
Ne olur ne olmaz.
.
.
.
Gemi rıhtımdaydı ama daha yolcu almıyordu.
Yolcu salonu önündeki banklara, çantamı bacaklarımın arasına sıkıştırıp, oturup insanları seyretmeğe başladım.
Bagajı elinde koşuşturanlar, nereye gideceğini bilmediğinden kaybolanlar, hamalların peşinden yetişmeğe çalışanlar, sürünerek dolaşanlar, vedalaşanlar, bağırarak konuşanları seyretmek çok eğlenceliydi.
Sonra ortalarda ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeden dolaşan kısa siyah saçlı, üzerinde bir yağmurluk olan kot pantalonlu kıza gözüm takıldı.
Bakışları ile bir şeyler aramaktaydı.
Sonunda, bitkin bir halde gelip yanıma oturdu.
Birkaç dakika sonra dayanamayarak sordum – Birini mi bekliyorsunuz yoksa geminizi mi arıyorsunuz Bayan ? – Hayır.
.
.
Kimseyi beklemediğim gibi gemi filan da aramıyorum.
Gidecek yerim yok.
Geceyi geçirebileceğim emin bir yer arıyorum.
Hem böyle nereye gidebilirim ki diye devam etti.
Siz nereye gideceksiniz ? cevaba çok şaşırmıştım.
– ızmir’e iş için gidiyoruz.
Ne kadar şanslısınız.
Ben de ızmir’i görmek, gezmek isterdim.

Geminin kalkmasına yirmi-yirmibeş dakika kalmıştı.
Kemal asla bu kadar geç kalmazdı.
Anlaşılan geç kalacak diye düşünerek kalkıp yürürken cep telefonum çaldı.
Oydu, trafikten yetişemeyeceğini, benim gitmemi, dönüşte işlere devam edeceğimizi söylüyordu.
Benimde çakan şimşek ile birden geri dönüp kıza bahis firmaları yaklaştım.
Arzunun gerçekleşmesini istermisin ? diye cüretkar bir tonda sordum.
şaşırarak başını kaldırıp yüzüme dalga geçip geçmediğimi anlamak istercesine bakarken beni süzüyordu.
Gerçekten bunu yaparmısınız ?????? Tabii, bagajın nerede ? Bagajım yok ki, zaten üç gündür sokaklardayım.
Beni değil ızmir’e Sibirya’ya bile götürmeğe kalksanız fark etmez.
Ama güneşli, sıcak yerleri tercih ederim.
Haydi beni takip et o zaman diyerek rıhtıma yürüyüp biletimi ve çantamı kontrolöre uzattım.
Bir kamarot, bana hemen üst güvertedeki kamaramı gösterip eşyalarımı yerleştirdi, biletimi zımbaladı.
Hava alacak gibi aşağı inip şaşkın ve umutsuz bakışlarıyla beni takip eden yabancıma yaklaşıp, Haydi binelim yoksa geç kalacağız.
.
.
.
.
.
dediğimde inanamayarak yüzüme baktı sonra daha samimi bir hava vermek için mi yoksa kendini daha güvende duymak için mi bilemiyorum elimi tuttu ve birlikte gemiye doğru yürüdük.
Tam zamanında pasrelden gemiye bindik.
Birkaç dakika sonra de gemi demir alıp rıhtımdan uzaklaşmaya başladı.
Dar koridorda karşılaştığımız Kontrolör kızı şüpheci tavırlarla iyice süzdü, ‘Birlikteyiz ‘deyince kenara çekildi.
.
.

Kabine girip kapıyı kapattık.
Deminden beri tuttuğumuz nefeslerimiz süratle dışarı fırlarken ıslık gibi bir sese neden oldu.
Koltuğa yan yana çöktük.
Birkaç saniye sonra birbirimize bakıp gülümserken ; Merhaba ve teşekkürler.
Ben Hatice.
.
.
.
.
Ben de Erkan.
Bu kadar sakin olup ve cesaret gösterebileceğimi bilmiyordum.
Zannedersem şimdi her şey Ok.
Artık çekinecek bir şey kalmadı !!! Kabini keşfetmeye çalıştık.
Kemal doğru söylemişti,

küçük küvetli bir banyo, havlular, tuvalet, lavabo, basit ama gerekli tuvalet malzemeleri kısacası seyahatte gerekebilecek her şey vardı.
Aslında bunlara daha çok Hatice ‘nin ihtiyacı vardı.
Haydi şunları bir dene de, sonra gidip bir şeyler atıştıralım, acıktım.
.
.
.
Birkaç dakika sonra kızın üstündeki toz toprak temizlenmiş, oradaki tarakla da saçlarına biraz çeki düzen verince yüzünde hoş bir ışıltı belirmişti.
Birinci güvertedeki kafeteryada biraz oturup birer tost atıştırıp havadan sudan konuştuk.
Güneşlenmeğe, kenarda kağıt, tavla kaçak iddaa oynamaya çalışanları seyrettik.
Kamaraya dönüp biraz elbiselerimizle yatağa uzanıp biraz uyuduk.
Kamaraton yemek servisi başladı diyerek koridorda dolaşmasına uyanıp kalktık.
Daha sonra da yemeğe gittik.
Restaurantdaki atmosfer gerçekten lükstü.
Kapıdan girer girmez, gülerek karşılandık ve elimize bir aperatif tutuşturdular.
Enfes bir yemek yerken şarap, kahve ile de özel bir likör içtik.
Yemekte bana hikayesini anlatmaya başladı.
21 yaşındaydı ve güneyde

Altı ay kadar önce 25 yaşında bir yakışıklı bir gence aşık olup her şeyini bırakıp oğlanı takip ederek arkasından soluğu burada almıştı.
Ama kısa bir süre sonra sadece bir yaz maceracısının kurbanı olduğunu anlamış.
Oğlanın pek de sağlam pabuç olmayan kumarbaz bir sürü arkadaşıyla aynı evde kalmak zorundaymış.
kaybettikçe daha çok paraya ihtiyaçları olmaya başlamış.
ıkinci şişe şarap Hatice ‘ nin daha fazla detaylı olarak anlatmasına yardımcı olmaktaydı.
Diğerleri yanında çekinmeden kızı aşağılamaya, kötü davranmaya başlamıştı.

Geçen hafta arkadaşı ve diğerleri bir hayli içip iyice sarhoş olduklarında birden sevgilisi onu masaya çıkartıp eteğini yukarı sıyırıp donunu indirerek edep yerlerini diğerlerine kahkahalarla göstermiş, diğerlerinin de yiyecek gibi bakışları kızı rahatsız etmişti.
.
3 gün önce de kumar birden strip pokere dönüşüp kızı soymaya başlamışlar.
Bir ara iyice kafayı bulan erkeklerden biri kızın göğüslerini bacak arasını okşamak isteyince erkek arkadaşı diğerine bunları veya başka şeyler de yapmak istiyorsa önce para ödemesi gerektiğini söyleyerek tartışmaya başladıklarında gittikçe ısınan ortamdan rahat ama kendine özgü ahlak değerleri olan Hatice, birden bire orta malı olmamak, orospular gibi pazarlanmamak için ayak uçlarında yavaşça toparlanıp kendini derhal sokağa atmış.
Cebindeki üç beş kuruş da bitince o günden beri de beş parasız sokaklarda dolaşıp durmaktaymış Sağda solda atılan laflara, yapılan uygunsuz tekliflere de kendini bu düşürdüğü için oğlana lanetler sayarak, bağırıp çağırarak karşı koymuş ama ben olmasaymışım daha ne kadar dayanabileceğini kestiremiyormuş.
Yemek sonunda Hatice iyice gevşemiş, rahatlamış, yanakları pembeleşmiş, zarif, ince hatlı hoş yüzünde oluşmaya başlayan gülümsemelere karşı ilgisiz kaçak bahis kalmam zorlaşmaktaydı.
Geç vakit kamaraya döndüğümüzde yataklar hazırlanmıştı.

ıçeri girdiğimizde ; Burası sıcakmış.
Banyo yapsam iyi olacak.
Duşunu kullanabilirmiyim, dedi.
– Tabii ki, ıstersen dışarı çıkıp bekleyebilirim ! dediğimde tereddüt etmeden, Hayır kalabilirsin, varlığın beni rahatsız etmiyor.
Bilmiyorum neden ama sana güveniyorum.
Yatağa oturdum, Hatice de tam karşımda ayakta durarak, kazağını, sonra da sweet shirt ‘ünü en sonunda da sutyenini çıkartıp normal irilikteki ama dik göğüslerini ortaya döktü ben de bu arada elbiselerini askılara asmaktaydım.
Birden; Kotunu çıkartmana yardım edebilirmiyim sorusu ağzımdan dökülüverdi.

Tabii.
haydi gel !!!! Teker teker kotun düğmelerini açtım ve altında donunun olmadığını gördüm.
Aslında kalçalarının arasına kumaşın bu denli sıkışmasından altında bir şey olmadığını tahmin etmeliydim.
Bakışlarımı kadınlığına elimde olmadan mıknatıslayarak kotu bacaklarından sıyırdım.
Çok hoş görünen dudakçıklara indikçe azalan, az kıllı, bir koyu organı vardı.
Kadınlık dudakçıkları o kadar ayrık duruyordu ki arasından klitorisi ve amının kenarları görünüyordu.
Yaşadığı kötü günleri hatırlatmamak için istemeyerek geri çekildim.
Birkaç saniye daha süzdükten sonra; – Biliyormusun sen çok aslında çok güzelsin!!!!! şaşırarak sadece gülümserken gözlerini kırpıştırarak teşekkür etti.
Duşa girdi ve suyun sıcaklığını ayarlayana kadar seyretmeğe zevkle devam ettim.
Sonra kalkıp valizimden şampuan çıkartıp ; Saçlarını bununla yıka diyerek uzattım.
Ayrıca vücut şampuanı da var.
Uzanıp aldı ama sırtına eli yetişmeyince duraklamasından ve hafifçe yan dönerek bana soru sorarcasına bakması üzerine ; Yardım etmemi, sırtını yıkamamı istermisin ? Evet ! Sevinirim.
Diyerek gülümsedi.
.
.
O saçlarını şampuanlarken ben de vücut şampuanını omuzlarına ve sırtını yıkarken önünü dönüp kollarını yukarı kaldırarak beklemeğe başlayınca bana sadece devam etmek kaldı.
Az sonra ellerimin altında sertleşmeğe başlayan göğüslerine, düm düz karnına ve baldırlarının üst kısımlarına yayarak sürüp sabunlamaya başladım.
Ellerim göğüs altlarından göbeğine, karnına ve üçgenine doğru inerken kot arasında sıkışıp, sürtünmeden iyice tahriş olup kızarmış dudaklılara daha fazla hırpalanmasın diye dokunmamaya özen yıkamaya başladım.
Daha da ileri gidip ellerimi aşağılara, bacak arasına sokup vajinasını üstten ovuşturmaya başladım.
Birden daracık kabinde yan döndü.
.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.