Annem ve Kürt Sikicisi2

Annem ve Kürt Sikicisi2
merhaba arkadaşlar ben ayhancan size daha önce anlattığım annemin kürt sikici hikayemin ikincisini anlatacağım

anlatacaklarım 4.02 2019 pazartesi tarihinde tam gözümün önünde yanımda ve hunharca yaşandı,uzatmadan anlatayım annemin kürt sikici hüseyin abi saat 21 gibi aradı misafir yoksa geleyim diye,
annem bana sordu arkadaşın falan gelecekmi bu akşam dedi yok dedim,iyi ozaman hüseyin geliyor dedi gelsin gelirken cips ve kola alsın dedim,annemde iyi ozaman benimde sigaram yoktu sigara alsın bari gelirken dedi

20 dakka sonra hüseyin abi geldi hava soğuk adam ceket gömlekle geziyor ayı:) geldi oturdu başladık muhabbete kola ve cispleri yedik,bayağıda neşeli idik fıkralar anlatıyoruz gülüyoruz,annem ayy gülmekten altıma işicem şimdi dedi
hüseyin abi ben adamı böyle işetirim dedi,ne sidikli anan var senin ya oğlum dedi hüseyin abi bana bende güldüm:)geçen ananı fena işettim ama şarul şurul fışkırttı deyince annem aaa ayıp ama konuşma çocuğun yanında dedi
bende nasıl ya annem yanında işedimi dedim salağa yattım,benim yarak ananın amını sulandırdı deyince annemde nasıl konuşuyorsun ya deme çocuğun yanında deyip biraz çıkıştı,hüseyin abide ne olcak lan görmüş ya bizi dedi
tamam kapat anlatılırmı öyle dedi annem,bende hala utanıyormusun anne rahat ol ya dedim gülerek:) bulmuşsun seksi erkeği dedim kıymetini bil anne dedim annemde hadi lan ordan kıss kıss güldü,hüseyin abide elini
annemin memesine atıp bakim sütyen varmı dedi annemde çek elini oğlanın yanıda yapma dedi,hüseyin abi annemin başını tutup kendine çevirdi yapıştı dudağına bir başladı öpmeye sertçe annem nefes bile alamadı,annem eliye bana git
odana diye işaret yaptı ben hayır izlicem sizi dedim, hüseyin abi güldü ne izlicen filmmi dedi filmler gerçek değil bu gerçek dedim,annem hüseyin abiye dur saat geçsin biraz dedi hüseyin abide dur ya yaparız burda deyip annemle şakalaşıyor
memesini elliyor kalçalarına dokunuyordu,ben hüseyin abiye işaret ettim annemin pijamasını indir diye hüseyin abi hızlı bir şekilde annemin pijamasını aşşağı doğru bir çekiştirdi,külodu ortaya çıktı pembe renkli külot annemin
amı hafif şişkin,annem aa deyip ayağa kalktı o sırada hüseyin abi annemin külodu bir hışımla dizlerine kadar indirdi,oyyy dedi annem bende güldüm ooo macera başlıyor deyip işi dalga vurdum,annemin amı hafif kıllı yanları traşlı
amının çizgizisi belli oluyor,o şekilde kucağına aldı annemi annem debeleniyor ama amcığı göt deliği herşeyi görünüyor,hüseyin abi dur lan kadın debelenme dedi tekrar yapıştı dudaklarına,ve pantolonunun fermuranı açıp yarağını annemin eline verdi
annem yarağı tuttu bana hadisene oğlum git odana dedi,gitmicem deyip direttim iyi o zaman şapşal otur izle dedi hüseyin abi tamamen soyundu kıpkılı bir ayı gibi duruyor karşımda annemim sadece altı açık pijama ve külot ayak bileklerine düşmüş
üzerindeki tişörttü hüseyin abi çıkarttı sütyeni attı,bembeyaz annemin vücudu esmer ve kıllı hüseyin abinin vucudu karşımda duruyorlar, hüseyin abi annemin amını okşamaya başladı ve bir taraftanda öpüşüyorlar,annem ımm ımm diye ses çıkartıyor hüseyin abide boğa gibi
burnundan soluyor,annemi kucağına aldı sırtı bana dönük annemin hüseyin abi eliyle alttan sikini doğrultup annemin amcığına yerleştirmeye çalışırken annem götünü kaldırdı oturdu yarağın üstüne,annem başladı yarağın üstünde zıplamaya
annemin kahve rengi göt deliği tam karşımda açılıp kapanıyor alttanda hüseyin abi yarağını sokup çıkartıyor,şak şak diye ses çıkıyor ben ağzımda salyalar akmış izliyorum annem bir an döndü bana baktı kafasını sallayarak seni gidi seni der gibi
bende gülerek iyi gidiyorsunuz devam dedim,hüseyin abi annemi kucağından indirdi domalttı koltuğun üstünde annem profilden tam karşımda başı mimnderde götü havada,hüseyin abi göbeğini annemin o güzel kalçalarının üstüne koymuş dipten dipten amıcığına
vuruyor annemin,yerimden kalkıp arkalarına geçtim hüseyin abi yarağını komple sokmuş annemin amcığından cıg cıg ses geliyor ıslanmış amı zevke gelmiş,hüseyin abinin taşşakları sarkmış oda sıcaktı götü komple kıllı hüseyin abinin kıçından akan terler
taşakklarına kadar gelmiş,pozisyon değiştirin dedim ne işin var la arakmızda dedi hüseyin abi,bende hiç bakıyorum dedim bak bak anan nasıl zevk alıyor dedi güldük hep birlikte :)sonra annemi sırt üstü yatırıp bacaklarını iyice açtı,bir müddet
ıslannış yarağını annemin amının dudaklarına sürttüp içine girdi bende diz çökmüş diplerindeyim annemin yüzüne bakıyorum annem hem gülüyor hemde dudaklarını ısırıyor,hüseyin abi artık boşalacak gibiydi annemde geldi gelecek başladılar hem
öpüşüyorlar hemde gidip geliyorlar ben iyice yaklaştım annemin başının yanındayım,pos bıyıklarıyla annemi bir öpüyor annemin dudakları kayboluyor ikiside artık ter içinde kalmışlardı,annemin memeleri göbeği amcığı sırılsıklam hüseyin abi hızlanmaya başladı
annemde sımsıkı sarıldı boynuna ohhh ohhh diyor annem hüseyin abi böğürüyordu ve ogghhhhhhhhhh diye inledi ve boşaldı annemin içine annem git peçete getir dedi bana ,aldım peçeteyi hüseyin abinin siki hala kalkkık ve damarları atıyordu,annemin amcığından kürt dölleri sızıyordu
annemin amı kızarmış ve şişmişti balon gibi amına dokundukça titriyordu,annemin amına dokundum ateş gibi yanıyordu ne yapıyon lan dedi annem bende ne olmuş böyle anne dedim ananın amı oldu dedi git başımdan hadi dedi gülerek 🙂 hüseyin abide kan ter içinde kulağımı
şıplattı izledinmi lan filmi nasıl dedi valla on numara performans dedim güldüler:)anne içine boşaldı hüseyin abi dedim kardeş gelmesin yoksa bak annemde kanallar tıkalı merak etme dedi 15 dakka öylece çıplak bir şekilde biraz sohbet edip banyoya girdiler,
saatte geç oluyordu ben gittim yattım onlar daha sonra devam ettimi bilmiyorum ama izin verselerdi resim çekerdim ,çünkü resim falan çekerim diye korkuyorlar tembihlediler beni bende o yüzden bir şey yapamıyorum malum sosyal medya resimler bir dağıldımı sonu kötü.

umarım ikinci hikayemide beğenirsiniz bir daha yazarmıyım bilmem çok enterean bir an olursa yazarım ancak teşekkürler.

Üvey Abimle Grup Sikişi Yaptık! (Nilay 22 Y., Sams

Üvey Abimle Grup Sikişi Yaptık! (Nilay 22 Y., Sams

Merhaba arkadaşlar, ben Nilay, sizlere daha önce 69 Kaymakgibi Sikilen Amlar Sitesinde üvey abimle aramızda geçen aşkı ve sikişi anlatmıştım. Üvey abimle olan ilişkimi birtek en yakın arkadaşım Nesrin biliyordu, o da sürekli bize katılmak istediğini söylüyor, ama ben yüz vermiyordum. Fakat bu Nesrin orusbusu kafasına koymuş, illa ki aramıza girecek. Abim aslında böyle birşeye dünden hazır, ama ben yok olmaz diyordum. Nesrinin halasının oğlu Fırat var, Nesrin ona hep ‘Abi’ der, Fıratla da abim çok yakın kankalar, yedikleri içtikleri ayrı gitmez. Fırat abi evlenmiş ve eşiyle bir yıl kadar evli kalmış, fakat anlaşamamışlar ve boşanmışlardı.

Nesrin birgün Fırat abiye, “Sana birşey söyleyeceğim, ama kimseye söyleme!” diyor, o da, “Tamam söylemem!” diyor, yemin ediyor. Nesrin de abimle benim ilişkimi Fırat abiye anlatıyor ve Fırat abinin ağzı açık kalıyor, “Yok kız olamaz! Yalan söylüyorsun!” diyor. Nesrin de yemin ediyor. Fırat abi, “Vay anasına, çok ilginç! Ama ben bu öğrendiğimi kankama söylemem gerek, benim bildiğimi bilmeli, ben ondan şimdiye kadar hiçbir şey gizlemedim, o benden neden gizlemiş, bunun hesabını ona sorarım!” diyor. Nesrin Fırat abiye yalvarıyor, “Ne olur abi söyleme, Nilay benle konuşmaz birdaha, bana küser!” diyor. Fırat abi, “Yok, soracağım!” diye diretiyor. Nesrinin o zaman aklına bir hinlik gelmiş, “Madem soracaksın abi, öyleyse bir akşam bizimkiler veya sizinkiler evde olmadığı zaman onları davet edelim ve bu konuları konuşalım!” diyor. Fırat abi de, “Bak bu iyi fikir!” diyor, kabul ediyor.

Birkaç gün sonra Fırat abi abimi gördüğünde, “Kanka bu akşam gel de oturalım, bizimkiler evde yok, bir Nesrin bir de ben varım, gelirken Nilayı da getir Nesrin de sıkılmamış olur.” demiş. Abim de beni aradı, “Akşam hazırlan Fıratlara gidiyoruz, bizi davet etti, Nesrin de ordaymış.” dedi. Ben bir anlam veremedim ama, “Tamam abi!” dedim. O akşam hazırlandım, sanki başımıza geleceklerden haberim varmış gibi en seksi iç çamaşırlarımı ve elbiselerimi giydim ve abimle Fırat abilere misafirliğe gittik. Kapıda bizi Fırat abi ve Nesrin karşıladı. Nesrinin de benden aşağı kalır yanı yoktu, o da çok seksi ve zarif giyinmişti. Fırat abi abime Nesrinle beni işaret ederek, “Kanka şunlara bakarmısın, birbirleriyle şıklık yarışına girmişler, göz kamaştırıyorlar!” dedi. Abim de, “Ama ikisine de yakışmış!” dedi. Nesrin bir sürü yemek hazırlamış, onunla yemekleri servis yaptık. Mutfaktayken Nesrin bana bir ara, “Bu akşam sana bir sürprizim var…” deyip, ısrarlarıma rağmen cümlenin sonunu getirmedi.

Yemeklerimizi yedik oturma odasına geçtik. Ben abimin yanına, Nesrin de Fırat abinin yanına oturdu. Kahvelerimizi içerken ordan burdan konuşmaya başladık. Ama hep konuşmalar ya benim, ya da Nesrinin üzerinde dönüp dolaşıyordu. Fırat abi dolaptan bir büyük şişe Rakı getirdi, biz de Nesrinle biraz meyva hazırladık ortaya ve içmeye başladık. Birkaç dubleden sonra Fırat abi abime, “Bunları evlendirmeyelim kanka, evlendirirsek kıskanırız ve zorumuza gider!” deyince, abim de, “Ben zaten Nilaya evliliği yasakladım!” dedi. Bunun üzerine Fırat abi, “Biliyorum kanka, herşeyden haberim var!” dedi. Abim şaşırmıştı, “Neden haberin var?” dedi. Fırat abi de, “Aslında sana dargınım kanka, ben senden hiçbir şey saklamadım, ama sen benden sakladın, Nilayla aşk yaşadığınızı biliyorum!” dedi. Abimle birlikte ben de kıpkırmızı oldum ve Nesrine, “Dayanamadın yumurtladın, değil mi?” dedim. Nesrin de pişkin pişkin, “Evet söyledim, çünkü sizleri çok seviyoruz, bizden utanmanıza çekinmenize gerek yok!” dedi. Abim Fırat abiye, “Kanka sana karşı mahçup oldum, sen şimdi beni ahlaksız biri olarak görürsün!” dedi. Fırat abi de, “Olur mu kanka, asla öyle düşünmem, bana göre bunlar normal şeyler!” dedi.

Abim de, “Normal şeyler diyorsun da, peki sen yaparmısın böyle bir şey? Mesela Nesrinle?” dedi. Fırat abi, “Valla bilmiyorum ki, şimdiye kadar böyle birşeyi hiç düşünmedim…” dedi. Abim de, “Şimdi düşün işte, bak Nesrin yanında, mesela onu öpermisin?” dedi. Fırat abi de Nesrin de şaşırmışlardı ve ne diyeceklerini, ne yapacaklarını bilemediler. Fırat abinin şaşkınlığı geçince, “Öperim tabii, ama bunu Nesrin de istemeli!” dedi. Ben hemen lafa girdim ve Nesrine, “Kız topu sana attılar, haydi bakalım, söz sende!” dedim. Nesrin bir iki saniye düşündükten sonra, “İsterim… ama siz varsınız, sizin yanınızda olmaz, utanırım!” dedi. Benim kafa çakır ya, hemen abimin dudaklarında yapışıp öptüm ve “Bak biz sizin yanınızda öpüştük! Haydi şimdi siz de öpüşün!” dedim. Fırat abiyle Nesrin akıllarınca bize oyun kurmuşlardı, şimdi o oyunun içinde kendileri kalmıştı. Abim de Fırat abiye ısrar ederek, “Haydi kanka, görelim marifetini!” dedi. Fırat abi Nesrini kendine çekti ve dudaklarından kısaca öptü bıraktı ve “Hiç de zor değilmiş!” dedi. Nesrinin kafa da çakır, eteğini hafif yukarı çekerek Fırat abinin kucağına oturdu ve dudaklarına bir yapıştı ve çok iştahlı bir şekilde öpüşmeye başladılar…

Deli gibi öpüşürlerken Fırat abi de Nesrinin göğüslerini ve kalçalarını okuşuyordu. Nesrin kırmızı iç çamaşırı giymişti. Biz de abimle öpüşmeye başladık, aynı vaziyette bende eteğimi yukarı topladım ve abimin kucağına oturdum, deli gibi öpüşüyorduk. Ben beyaz dantelli iç çamaşırı giymiştim. Artık karşılıklı koltuklarda öpüşüyorduk. Abim benim üstümdeki elbiselerimi çıkarırken, Fırat abi de Nesrinin üzerini çıkarıyordu. Nesrin de ben de sadece iç çamaşırları ile kalmıştık. Fırat abi abime, “Kanka burada rahat olmuyor, yatak odasına gidelim!” dedi. Hep birlikte kalktık. Yatak odasına giderken Nesrinle benim başımız hafiften dönüyordu ve sallanarak yürüyorduk. Erkekler henüz soyunmamıştı, odaya vardığımızda ayakta ben abimi soyarken, Nesrin de Fırat abiyi soydu. Şimdi hepimiz de de iç çamaşırlarımızla kalmıştık. Yanyanaydık, ilkönce ben abimin külodunu indirdim, sonra Nesrin Fırat abininkini indirdi, biz eğildik abilerimizin siklerini yalamaya başladık. Bu arada Fırat abi bir benim başımı abimin sikine bastırıyordu, bir Nesrinin başını kendi sikine…

Biraz saksodan sonra, abim Fırat abiye, “Kanka bu amına koduğumun oruspularını bu gece yarrağa doyuralım!” dedi. Fırat abi de, “Doyuracağız ortak, sen merak etme!” dedi. Sonra bizi yatağa yanyana sırtüstü yatırdılar ve kasıklarımızdan tutarak yatağın kenarına çektiler, onlar ayakta, abim bana, Fırat abi de Nesrine sokmak için pozisyon aldılar. Nesrin daha bakireydi, “Fırat abi ilk erkeğim sen olacaksın, ikinci erkeğim de kankan olacak, ona göre!” dedi. Fırat abi de, “Olacak olacak merak etme, sen önce benim karım ol şimdi!” deyip Nesrine bir soktu, Nesrinin çığlığına ben bile irkildim. O sırada abim de bana soktu, bizi öyle bir sikiyorlardı ki, sanki yarışmaya girmişler, en iyi sikiciyi seçiyorlar gibiydiler…

Belli bir zaman sonra abim Fırat abiye, “Ortak eş değişelim mi?” dedi. Fırat abi de, “Tamam ortak, haydi!” dedi ve üstümüzden çekildiler, biz Nesrinle aynı vaziyette yatıyoruz. Fırat abinin siki kanlıydı, o kanlı sikini amıma öyle bir soktu ki, o anda kendimi sanki benim de kızlığım yeni bozulmuş gibi hissettim. Abmin yarağı Fırat abinin yarağından az kalındı, abim de Nesrinin kanlı amına yarağını soktukça Nesrin daha da sesli bağırmaya ve inlemeye başladı. O gece yediğimiz yarağın hesabını tutamadım, sabaha kadar Nesrinle benim sikilmedik yerimizi bırakmadılar. Aklınıza gelecek her pozisyonda ve her delikten siktiler bizi. Bir ara abimle Fırat abi Nesrini tost yaptılar, Nesrini bağırta bağırta amdan götten aynı anda siktiler. Sonra da ben aynı anda 2 yarak yemenin zevkine vardım. İki yarağı birden yemeyen kadın bence çok şey kaçırıyor, onun zevkine varmayan hayatında seksi tam tatmamıştır…

Hepinizi öptüm!

hamam macerası

hamam macerası
herkese merhaba!
yeni hamam maceramı anlatmak istiyorum sizlere.
geçenlerde hendimi çok halsiz ve yorgun hissediyordum. sonra birden aklıma hamama gitmek geldi. antalya lılar bilir, merkezde eski cumhuriyet hamamı vardır şimdiki adıyla çarşı hamamı. gittim oraya oturdum göbektaşına biraz terledikten sonrada buhar odasına geçtim. kimse yoktu sonrada peştemalımı serip mermere buhar odasında yüzükoyun sere serpe yattım. kendimden geçmişim bir vakit sonra bi baktım odada başka biri var olgun 50 lerinde.
eline almış aletini benim göte bakarak sıvazlıyo. ben de çaktırmadan popomu birazdaha kaldırdım sonra birden yanıma geldi beni uyuyo sanıyordu. ellerini popomda hissettim birden. sonra yine bozuntuya vermeden rahat bıraktım adamı ve parmaklarını değdiriyordu deliğime çok azdım o oanda. sonrada bir ıslaklık hissettim deliğimde , yalıyordu sonra bende doğrularak adamınsikini çok kalındı bu arada azıma almaya başladım. dayanamadı deliler gibi fışkırttı yüzüme. sonra çıktım ben duşlara doğru ve iyice yıkandım.
bu arada gidip masaj yaptırmak istedim. bilmem bilirmisiniz ama bir gay olarak bayan elinin değmesi vücuduma her zaman beni kışkırtır. orada emine diye bir kız masör var. ona gittim ve masaja başladı yağlı ellerini hep deliğimde gezdirir. sonunda artık sok dedim emineye. güldü ve parmaklarını deliğime sokmaya başladı.
ne keyifdi bilemezsinis. sonrada deliğim nasıl genişlemişse artık elini sokucak kıvamdaydı sordu bana sokayım mı diye ben de sok tabi canım dedim
yeni gelen masörde arkadaşıymış o anda girmesin mi içeri
emine dedi gitme kız gel bak bunu seyret. bu arada sırt üstü yattım emine deliğime elini sokuyordu yeni kız da ıslanmış dayanamıyordu her halinden belliydi gel dedim otur yüzüme kız külotunu çıkarıp direk sulu amını azıma dayadı ne zevkti bilemezsiniz.
ama ben hala doymamıştım
hamama tekrar girdim ve buhar odasına geçtim biri vardı odada yaşlı benim vücutta kız gibi olunca tabi kılsız pırıl pırıl adamların siki şahlanıyo. ben de kadınsı edalarla onları çıldırtmayı çok seviyorum. adam bu arada dayanamadı sikini yine sıvazlamaya başladı. vericektim ona kesin koymuştum kafaya.
sonra adam ayağa kalktı ve yanıma geldi ben direk sikine elimi atıp azıma almaya başladım ki odaya bir başkası daha girdi
ben bozmadım istifimi azımdaydı adamınki rahatsız olmayın dedi ben de sen de gel dedim ve ikisininkinide azımda büyüttüm yeni gelen hemen domaltıp girdi bana. hamamda o anda kimse yoktu bizden başka , neyse beni kucağına oturttu ve vurmaya başladı dibime diğeride azıma veriyordu. eminenin genişlettiği deliğim hala bir am gibiydi geniş ve kaygan. adama sende gir dedim beni sandeviç yapıp ikisi birden sokuyordu. ben de adamlarda aynı anda boşaldık çok zevkliydi.
hala haftada iki gün giderim oraya emine remen benim aşkım ve ilk sikici kadınım olmuştu.
bir daha ki sefere sinema maceramı anlatacağım. hepinize iyi günler. yorumlarınızı bekliyorum.

50 Yaştan Sonra Gelen Seks Hayatı..3 Bl.

50 Yaştan Sonra Gelen Seks Hayatı..3 Bl.
O hafta boyunca damadımla her gece, evin her yerinde her şekilde sikiştik. İşten erken geliyor, mutfakta veya TV karşısında çocuğa fark ettirmeden beni okşuyordu. Çocuğu yatırmaya gittiğimde ise ben de ilacımı alayım diyerek ağzına votka red bullunu içiyor ve sertleşen sikinin boşalması daha geç sürüyordu. Gündüzleri ise torun öğle uykusuna yattığında, damadımın bana bıraktığı porno CD’leri seyrediyordum. Aklımın ucundan bile geçmeyen seks sahnelerini durdura durdura inceliyordum. Grup, Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Tecavüz, Surata boşalma gibi filmleri. Ama en çok amımı sulandıranlar, birden fazla erkeğin bir kadını perişan ettiği bölümlerdi. Özellikle acımasızca siktikten sonra aynı anda iki sikin kadının yüzüne boşaldığı anlarda kendimi hayal ediyordum. Damada bunu anlattığım son gece ellerimi kravatı ile bağlayıp kalçalarımı tokattan kıpkırmızı yaparak sikti. Gözlerimden akan yaşlara aldırmadan da tüm döllerini suratıma boşalttı.

Geç bulduğum gerçek seksi doya doya yaşamak için sağlığıma özen gösterme kararı aldım. Eve döner dönmez önce bir diyetisyene, sonra da güzellik merkezine yazıldım. Bu arada damadım Sapanca’da mobilyalı bir ev kiralamıştı. Damadım Cuma sabahları bir saatte İstanbul’dan geliyor, ben de komşulara diye evden çıkıyordum ve orda buluşuyorduk. Bazen bir posta, işi olmadığı günler iki posta sikip dönüyor, ben ise bir iki saat orgazm yorgunluğunu üstümden atıp evime gidiyordum. Böyle geçen iki üç ayda beş kilo vermiş, masajlarla belim bir iki santim incelmiş ve kalçalarım sıkılaşmıştı. Bu sayede daha önce zorlandığım pozisyonlarda da bile beni rahatlıkla sikebiliyor, ben de kalın sikinin üstünde zıplayabiliyordum.

image
İlgisiz kocam bendeki bu değişimi sadece sağlığıma dikkat etmem olarak görüyordu. Her Cuma gününü iple çekiyor, çoğu zaman pardesü ve başörtüm dışında altımda sadece çamaşırlarım veya eteksiz tek bir gömlek ile damadın kalın sikini bekliyordum. Her defasında bana hediyeler getiriyor, genç aşıklar gibi beni şımartıyordu.

Yine bir Cuma sevişmesinde, damadım vücudumun nasıl 10 yaş gençleştiğine övgüler yağdırdıktan sonra, “Bunu kutlayalım! Haftasonu ben bir toplantı uydururum, sen de bir şey bul, iki gün evden çıkmayız!” dedi. Hiç düşünmeden, “Tamam!” dedim. “O zaman iyi hazırlan, ben de sana büyük bir kutlama planlayayım!” dedi.

Salak kocamı kandırmak zor olmadı, doktorumun kaplıca tavsiye ettiğini, izin verirse haftasonu siteden birkaç yaşlı kadın ile gitmek istediğimi söyledim. Cumartesi günü dükkanı kapayamayacağı ve ben yokken bütün gece maç seyredebileceği için, “Git tabii ki!” dedi. Cuma gününü, dikkat çekmemek için başka bir güzellik merkezinde geçirdim. Tüm vücudumdaki, hatta am dudaklarının kenarındaki kılları bile aldırdım, saçlarımı yaptırdım ve ilk defa kendime seksi iç çamaşırlar aldım. Bu arada damadım İstanbul’dan gelirken tüm yemekleri alıp şölen sofrası kuracağını, iki gündür karısını sikmediğini ve yüzüme boşalmak istediğini söyleyen mesajlar atarak beni iyice azdırıyordu.
Cumartesi sabahı erkenden Sapanca’ya gittim, evi hazırladım, kombiyi iyice açıp evi ısıttım. Damadın, “Yola çıktım!” mesajını alınca, makyajımı tamamladım, aldığım siyah iç çamaşırları giyip, üzerime ince bir sabahlık ve ayağıma kızımın düğününden beri giymediğim topuklu ayakkabıları geçirdim. Boy aynasında kendime baktığımda ise uzun sarı saçlarım iri ve hafif sarkmış göğüslerim, ince uzun bacaklarım ve selülitleri azalmış koca kalçalarım ile damadımın seyrettirdiği filmlerdeki olgun orospular gibiydim. Hazır olmak için amımı ve götümü de bebek yağı ile kremledim. İki gün sik yiyeceği için bütün hafta sızlamasını istemiyordum. Masayı hazırladım, dolaptan sevdiği viskiyi çıkardım. Önce damadın getireceği yemekleri, sonrasında koca sikini yemek için herşey hazırdı. Arabasının sesini duyduğumda bacak bacak üstüne atıp, kapının karşısındaki koltuğa yerleştim

image

Kapı açıldı ve açılır açılmaz koşarak içerdeki odaya kaçtım. Yanında, bir veya iki kere gördüğüm, en yakın arkadaşı Timur da vardı. Damat peşimden odaya geldi. Ona, “Timur’un burada ne işi var?” diye bağırdım. Damadım da, bunu İstanbul’da ona etkilendiğim pornoları anlattığım günden beri planladığını, iki erkek ile sevişme isteğimi yerine getirecek en uygun kişinin Timur olduğunu, zaten Timur’un da uyku ilacı ile kendimi siktirdiğim gece internetten beni seyreden arkadaşı olduğunu ve aramızdaki her şeyi bilen tek kişi olduğunu anlattı. “ Seninle olmak en büyük hayalimdi, şimdi ben de senin en büyük arzunu gerçekleştireyim” dedi. Eğer istemediğim bir noktaya gelirsek, beni hemen eve bırakabileceğini söyledi. Konuşurken bile ıslanmıştım. “Tamam! Ama önce karnım aç, sonra ne yiyeceksek yiyelim!” dediğimde, damadım kahkahalarla güldü.

Biz içerde konuşurken Timur sofradaki eksiklikleri tamamlamış, kendine bir kadeh viski koymuştu. Beni görünce ayağa fırladı, damadımdan biraz uzun boylu ve çok yakışıklıydı. Timur, yılın yarısında İngiltere’de yaşıyordu ve beni seyrettiği gece de Londra’dan konuşuyorlarmış. Önce özür dileyip gönlümü aldı sonra, “Ercan daha da güzelleştiğinizi söylediğinde inanamadım, zaten çok güzel bir kadındınız!” diyerek yanağıma hafif bir selâmlaşma öpücüğü kondurdu. “Sofra hazır!” diyerek beni masaya doğru yönlendirdi. Beni aralarına oturttular ve oturur oturtmaz bir kraliçe gibi davranmaya başladılar. Servisimi yapıyorlar, ne kadar güzel olduğum hakkında övgüler yağdırıyorlardı. Yemekler bitince yine beni kımıldatmadan masayı topladılar ve büyük koltuğun önündeki sehpanın üzerine bir şampanya kovası getirdiler.

“İçmediğini biliyorum, o yüzden Şampanya aldım, alkolü azdır! Sadece bir kadeh lütfen!” dedi damat. Red etmedim. Timur sandalyemi yavaşça çekti, elimi tutarak kalkmama yardımcı oldu ve beni kanepenin önüne getirdi. Damadım da ayakta Şampanyayı açmaya çalışırken, Timur, güzelliğime halen inanamadığını, özellikle büyük göğüslü kadınların kendini çıldırtığını fısıldıyordu kulağıma. Damat Şampanyayı kasıtlı olarak ikimizin üzerine ve özellikle göğüslerime doğru patlatınca irkildim. Islaklıktan ve soğuktan göğüs uçlarım daha da belirginleşti. Kadehlerimizi doldururken, ikisinin de bakışları bana kilitlenmişti. Kadeh tokuşturduk, çekinerek bir yudum aldım. Hayatımda ilk defa ağzıma alkol değiyordu. Tadı biraz acı gazoz gibi geldi, ama sevmiştim. Damat, “Güzelliğine!” diye kadehi bir dikişte bitirdi. Kendisine ve kankasına ikinci kadehi koyarken, ben de kadehimi uzattım. Damat gülerek benimkini de bir daha doldurdu.

“Kraliçemize! Bugün onun hizmetkarlarıyız ve ben onun bu ıslak kıyafetler ile hasta olmasını istemiyorum!” dedi Timur. Bana doğru sokularak üstümdeki ince geceliği çıkardı ve yavaşça dudaklarımı öpmeye başladı. Bu sırada damat ise arkamdan sokulmuş, boynumu öpüyor, kabaran sikini kalçalarıma bastırıyordu. Damat boşta kalan elleri ile önce gömleğini, sonra pantolonunu çıkardı ve beni kendine doğru çevirip dudaklarıma yapıştı. Şimdi arkadan sarılıp ipek iç çamaşırlarım üzerinden göğüslerimi sıkan Timur’du. Damadım, “İzninle kanka!” diyerek göğüslerimi emmeye başladı.

image

Arkamdaki hareketlerden Timur’un da soyunduğu anlaşılıyordu. Damadım göğüslerimi emerken, götüme Timur’un siki değmeye başlamıştı. Bir yandan da boynumu kendisine doğru eğerek, alt dudağımı yakalamaya çalışıyor, bir eli ise göbeğimden aşağıya inerek amımı okşuyordu. Şampanya ve üzerimdeki dört elin etkisi tamamen kontrolümü kaybettirmişti. İşini iyi bilen iki sikici daha öncede beraber karı siktikleri belli olacak bir tecrübe ile beni aralarında döndürüyor, hangisinin eli neremde anlayamıyordum, aralarında eziliyordum. Şimdi arkamda olan Timur külodumu sıyırmış, amımı ve götümü parmaklarken, damadım önümde diz çokmüş, bir yandan amımı, bir yandan kankasının parmaklarını yalayarak, hem beni çıldırtıyor, hem de amıma giren parmakları kayganlaştırıyordu. Ellerini deliklerimden çeken Timur, sikini bacakarama sokarak amıma sürtmeye başlayınca, damat, “Önce ben!” diyerek yüzümü kendisine çevirdi. Bu arada Timur’un sikini ilk defa görebildim. Damadımınki kadar kalın değil, ama uzun ve güzel bir siki vardı.
Damat bacaklarımı hafif aralayıp, alttan sikinin başını amıma dayamaya başlamıştı. Tamamen ayakta iken hiç sikilmemiştim. Bir eli ile sol bacağımı hafif kaldırdı ve halen alırken zorlandığım sikinin başını sırılsıklam amıma batırdı. Bu sırada Timur göğüslerimi sıkıyor ve ensemi hafif ısırıklarla öpüyordu. “Bakalım ne kadar kilo vermiş?” diyerek Timur diğer bacağımı da yerden kesti ve tamamen damadın sikine doğru beni yerleştirdi. İki erkek arasında, ayaklarım damadımın beline sarılmış durumda iken, ağırlığımı paylaşıyorlar ve sikin üzerine oturup kalkmamı sağlıyorlardı. Bacaklarım iyice ayrılmış, amımdan sesler çıkmaya başlamışken, ilk orgazmım da çığlık çığlığa geldi. Sakinleşmem için içimde damadım hareketsiz beklerken, Timur kalçalarımı sıkıyor ve bir parmağı ile göt deliğimi zorluyordu.
“Hazır mısın kanka?” dediğinde, Timur’un sikini göt deliğimde hissettim. Bir ilki daha yaşamak üzereydim, tecrübeli ve yakışıklı iki sikicimle. Damadım kalın siki ile defalarca siktiği için götüm iyice genişlemişti, ama amım dolu iken deliğim iyice daralmıştı. Damat sikini yarısına kadar çıkarıp kalçalarımı araladı ve kankası da eliyle sikinin başını bastırarak götüme soktu. ‘Nefesim kesildi’ sözünün anlamını ilk defa anlamıştım. Gerçekten bir süre nefes alamadım. Önümde ve arkamda güçlü iki erkeğin sıcaklığı, ayaklarım yere değmiyor ve göğüslerim damadın vücuduna yapışmış bir durumdaydım.
“İyi misin aşkım?” diye kulağıma eğildi Timur. Sadece, “Ohhh!” diye bir nefes patlaması ile cevap verdim. Kendimi salmam ile, sikin tamamen götüme yerleşmesi bir oldu. Şimdi dönüşümlü olarak tempoyu ayarlıyorlar, damat sikini amıma sokup çıkarırken kankası bekliyor, kankası götümü sikerken ise damat amımın içinde hareketsiz duruyordu. Sonra ikisi de içimde hareketsiz durdu. Ben dudaklarımı ısırıyorken, damat, “Omzuma sıkı sıkı sarıl, buna dayanman zor olabilir, götündeki hayvan yarım saatte boşalmaz!” dedi. Sonra çılgın bir tempo ile içimdeki iki sik te pompalamaya, aynı anda dört el kalçalarımı ve göğüslerimi okşamaya başladı. Kendimden geçerken, “Yeter orospu çocukları!” diye bağırıyordum. Onlar ise birbirleriyle şakalaşıyorlardı. Tutanacak bir yer olmadığından, tırnaklarımı damadın boynuna saplamıştım ve bilinçsizce çırpınıyordum. İkinci orgazmım ile birlikte amımın kasılmalarına damadım da dayanamamıştı, “Beni bitirdi kanka, ben geliyorum!” diyerek resmen böğüre böğüre boşaldı. Amımın tamamını dölleri ile doldurmuştu.
Ayakları yorulduğu için yavaşça beni kucağından indirmeden kanepeye oturdu ve sırtını dayadı. Damadın boşalan siki içimde iken, Timur götüme iyice yerleşti. Bu pozisyonda kalçalarımı daha fazla açabiliyor ve sikini tamamen sokabiliyordu götüme. Siki damadımdan daha uzun olduğundan, daha önce hiç götümün değilmemiş yerlerine kadar giriyordu. Demek ki her sikin verdiği zevk birbirinden farklı diye düşündüm. Yaklaşık bir 10 dakika daha ritmini kaybetmeden götümü sikmeyi sürdürdü. Ben, “Boşal artık hayvan!” diye bağırıyor, kalp atışlarım kontrolden çıkıyordu.
“Yaklaşıyorum kanka!” diye işaret verdiğinde, damadım göğüs uçlarımı emmeye ve beni kendisine iyice çekmeye başladı. Timur ise üstüme tamamen abanmış, taşaklarına kadar götüme girmişti. Amımda yavaş yavaş kabaran damadın sikinin de etkisiyle, bu sefer kendimi bile korkutan bir çığlık ile ağlaya ağlaya boşalmaya başladım. Çırpınmalarımdan dolayı, “Yavaş, kıracaksın yarağımı!” diyen Timur da götüme boşalmaya başladı. Bir iki dakika sonra herkes birbirinden ayrılmış nefeslenmeye çalışırken, hem götümden hem amımdan ilk defa aynı anda spermler süzülüyordu. Kendimi temizlemek için ayağa kalktığımda, deliklerimden boşalan döller yere damlıyor, içine hava dolan deliklerimden sesler çıkıyordu.
Ben banyoda amımı ve götümü yıkarken, damat, “Biz yatak odasına geçiyoruz, tatlılarımızı orada yeriz!” diye seslendi. Tekrar iki deliğimi de istekle kremledim. Daha önümüzde bir gün daha vardı ve ben şimdiden boşalma sayımı bilmiyordum.

image
Yatak odasına geçtiğimde, ikisi de bornozlarıyla yatağa oturmuş ellerinde dondurmalı tatlıları ve birer kadeh viski ile sohbet ediyorlardı. “Ne o, bana yok mu? dedim. Aralarına oturttular beni, damat Şampanya doldurduğu kadehimi uzattı. Timur ise kendi çatalı ile bana tatlı yedirmeye başladı. Damadım dizlerime uzanmış, telefon ile konuşurken, kankası ağzımın kenarındaki dondurmaları dili ile temizliyordu. Timur, “Türkiye’ye geldiğim zamanlarda benimle de buluşur musun? Sen de gel Londra’da misafirim olursun!” diyerek telefon numaramı kaydederken, ortalıkta yarı kalkmış siki ile ayakta dolaşıyordu. Damadım ise dizlerime uzanmış, bir yandan Viskisini içerken, bir yandan da kalçalarımı okşuyordu. Bir çok kadının rüyasında bile göremeyeceği iki yakışıklı erkeğin çevremde böyle pervane olması kadınlık gururumu okşuyor, kendimi daha güvenli hissetmemi sağlıyordu. “Perişan ettiniz beni, soktuğunuz yerler sızlıyor!” dedim. “O zaman biraz dinlendirelim seni!” dedi damat ve banyoya giderek bebek yağı ve vücut kremlerimi getirdi. Timur’a, “

Hanımefendinin hazırlanmasına yardımcı ol!” dedi. “Tabii ki efendim!” diye gülen Timur, yatağın üzerine bornozunu serdi. Damadın bornozunu alarak da bir yastık yapıp, beni yüzü koyun yatırdı. İlkokuldan beri arkadaş olan bu iki sikici, konuşmadan anlaşacak kadar birbirini tanıyordu.
Çevremde dolaşan iki çıplak erkek bana hizmet etmek için yarışma oyunu içindeydiler. Şampanyanın etkisiyle de kıkırdamaya başladım. Damat, “Sizin için uygun ise hanımefendi, bugün iki masör size yardımcı olacağız ve seans sonunda çok mutlu olacaksınız! Ödemeyi mutlu olduktan sonra yaparsınız!” dedi. Üzerime dökülen soğukluktan tüm vücuduma krem döküldüğü belli idi. İki el ayak ucundan, diğer iki el ise boynumdan okşamaya başladı. “Gözlerinizi kapatın hanımefendi!” dedi Timur. Bir yandan üzerime tüm kremlerimi boca etmeyi sürdürüyorlardı. Ayaklarımı tek tek okşayan eller yerine, şimdi ayaklarım öpülüyor ve tek tek parmaklarım emiliyordu. Geçmişte iğrenç gelecek bir his, şimdi ise mutluluk sarhoşu ediyordu beni. Parmaklarımı emen dil şimdi bacaklarımdan yukarı tırmanıyordu.

Boynumu ovan eller ise yavaşça sırtımı okşuyor, ordan da yanlardan taşan göğüslerime dokunuyordu. Damadın, “İzninizle biraz göğüslerinize de dokunmam gerekir!” demesiyle, ayak parmaklarımı emenin Timur olduğunu anladım. Damat yanlardan, çekinircesine göğüslerime de değiyor, diğer yandan ise Timur ayaklarımdan dizlerime, oradan kalçalarıma çıkıyordu.
Damat arkadan kremlediği elleri ile göğüslerimi avuçlamış, kankası ise kalçalarıma bol bol krem dökmeye başlamıştı. Önce yumuşak, sonra sıkı sıkı, kalçalarıma masaj yapan elleri üzerimde kayıyordu.

image
Damadın da bir eli kuyruk sokumuma kadar iniyor ve kalçalarımın üzerinde üç el dolaşıyordu. İyiden iyiye inlemeye başladığım sırada, damat, “Bu taraf tamam!” diyerek beni ters çevirdi. Bu esnada ikisinin de siklerinin damarları belli olacak şekilde dikildiğini gördüm. Damat yüzüme bir havlu örterek görüşümü kapattı ve az evvel arkadan ellediği göğüslerimi şimdi bebe yağı ile avuçlamaya başladı. Timur ise kasık aramı kremleyip, bir yandan ellerini amımın çevresinde gezdiriyordu. Amımın üzerine sırayla ellerinin iç tarafı ile baskı yapıyor, sonra amım ile kıçımın arasında kalan boşluğa kadar parmaklarını indiriyordu. Damat ise göğüs uçlarımı kremden kayan elleri ile sıkıştırıp bırakıyordu.

“Sizi çok hor kullanmışlar hanımefendi, sanki tecavüze uğramış gibisiniz! Şikayetçi olmak isterseniz bulalım o şerefsizleri!” dedi damat. “Yoo yo, ben mutluyum!” dedim. “Kraliçemizin tecavüz fantazisi de var galiba?” diyen Timur, bacaklarımı hafif aralayarak nefesini amımda hissettirdi. Kalçalarımı hafifçe yukarı kaldırdım ve dilini dogrudan içine soktu. Seyrettiğim filmlerdeki sert sert tecavüz edilen kadınları gözümün önüne getirince kıvranmaya başladığım için, “Kanka, yardım eder misin, hareketsiz kalırsa daha iyi olur bu masaj!” dedi ve damadın diz çökerek, ağırlığını vermeden göğüslerime doğru oturduğunu hissettim.

image
Yüzümdeki havluyu çekince sikinin canavar başı gözümün önündeydi. Omuzlarımı bastırarak sikini ağzıma doğru itekledi. Kankası ise iyice hızlanmış, amımın iki dudağını emip bırakıyor, dilinin tamamını amıma sokarak içimde kıvırıyordu. Damadın kalın siki ise ağzımı tamamen doldurmuş, inleyebilmek için bile zor nefes alır hale gelmiştim. Üstüme tamamen eğilen damadım, sanki bir am siker gibi boynumu tutmuş, sikini bazen tamamen ağzımdan çıkarıp, sonra tekrar sokuyordu. Timur, “İyi öğrenmiş! İlk seyrettiğimde çok acemi idi! Bakalım tamamını alabilecek mı?” diyerek damadımın yerini aldı. Daha ince olduğundan daha rahat girmişti ağzıma siki, dilimi de rahat oynatabiliyordum. “Ooo, aferin sana!” diye Timur inlerken, damat da bacaklarımı iyice ayırmış dilini bir götüme, bir amıma sokuyor, kalçalarımı güçlü elleri ile çiğniyordu.

Damadın baş parmağı götüme baskı yaparken emmeye başladığı klitorisim dayanma sınırımı aşmıştı. “Geliyorum!” diye bağırınca, Timur da ağzımdan çıkıp dudaklarıma yapıştı, bir yandan da göğüslerimi ortasından sıkıp bırakıyordu. Amımı damadın suratına yapıştırıp boşalırken bile tempolarını kesmediler. Kesik kesik solumam devam ederken, “Daha derine! Ye o amın tamamını!” diye damadıma tempo tutan Timur, bir göğüs ucumu dilliyor, diğer eliyle çırpınmalarımı engellemek için beni yatağa bastırıyordu. Damadın dili amımın duvarlarında geziyor, baş parmağı ise klitorisimi eziyordu. İlkinin şiddeti yeni bitmişken, bir öncekinden daha şiddetli ve “Ölüyorum!” diye bağırarak boşalmaya başlayınca beni bıraktılar ve bacaklarımın kontrolsüzce savrulmasını ve göğsümün titremesini gülerek seyretmeye başladılar.
Sakinleşince uzattıkları kadehten bir yudum Şampanya daha içtim. Timur, “Memnun kaldınızsa ödemeyi alabilir miyiz?” deyince, “Gelin bakalım!” dedim. İkisi de yatağa uzanınca aralarında doğruldum ve patlamaya hazır siklerini avuçladım. Şimdi kontrol bende idi. Önce Timur’un, sonra damadın sikinin başlarını emdim. Sonra Timur’unkini yavaş yavaş ağzıma aldım, tam boğazıma kadar dayandı. Burnumun dibinde sikinin kılları vardı. Damat, “Bravo!” diye alkışladı. Susturmak için onun sikini de kavrayıp sıvazlamaya başladım. Kıvranma sırası onlarda idi. Ellerimi kremleyip ikisinin sikini de birden hızlı hızlı okşuyor, sonra sırası ile emiyordum. Taşaklarını emmeye başlamam ile, damat, “Aç ağzını!” diye bağırdı ve kafamı sikine bastırarak boşalmaya başladı.

image
Tadına alıştığım spermleri ağzımdan akmaya başlarken, doğrulup Timur’un sikine gömüldüm. Ağzımın kenarından damadın dölleri süzülürken başka bir yarak emiyor, bir yandan sikinden son damlaları boşalan damadın sikini okşamaya devam ediyordum. “Manzara dayanılmaz!” diyen Timur gerçekten de dayanamadı ve kasılmaya başladı. Onu yüzümde istediğimden ağzımdan çıkardım ve önce dudaklarıma, sonra burnuma doğru fışkırdı. Nefes nefese kendimi aralarına atarak uzandım, ağzımı yüzümü havlularla ve öperek temizlerlerken uykuya daldım.

Uyandığımda gece yarısını geçmişti ve ikisi de evde yoktu. Merak edip damadı aradım. Ben uyuyunca Rakı içmeye çıktıklarını söyledi. Kalktım yapış yapış olmuş çarşafları değiştirdim. Banyoya gittiğimde yüzümde ve amımda kurumuş spermleri temizleyebilmek ve sıkılmaktan kızarmış vücudumu kendine getirmek için küvete uzandım. Acıyan kalçalarımı ve göğüslerimi kızarmasın diye kremledim. En sonunda kendime bir sandviç hazırlayıp, yatağa yatar yatmaz uyudum.
Bir yandan günışığı bir yandan üzerimde korkunç ağırlık ile gözlerimi açmaya çalıştım. Ağırlığın sebebi kısa sürede belli oldu. Kendilerini sarhoşluktan yatağa zor attıkları belli olan iki sikicimden birinin kolu, diğerinin bacağı bana dolanmış, koca siklerinin sabah ereksiyonu kalçalarıma baskı yapmaya başlamıştı. Aralarından zorla çıktım. Saatin öğle 13:00 olduğunun şoku ile kocamı aradım ve kaplıcadaki masajın çok iyi geldiğini anlattım. Kısmen doğruydu. Güzel bir kahvaltı sofrası hazırlayıp yanlarına döndüm ve anaç bir tavırla, “Kalkın ve yıkanmadan sakın sofraya gelmeyin!” dedim. Ancak bir saat sonra yıkanmış ve bornozlarını giymiş halde sofraya gelebildiler. Yine kendi aralarında gülüp eğleniyorlar, “Bugünün programı hazır o zaman!” diyerek bana pis pis sırıtıyorlardı. Çay servisi sırasında götümü avuçluyorlar, akşamki kraliçe tavrının tam tersi olarak, bana hizmetçi gibi davranıyorlardı.
Kahvelerimizi içerken, Timur önce yanıma oturmuş, sonra da başını memelerime gömüp öpüp koklamaya başlamıştı. Karşı koltukta bize bakan damat, “Dikildi bunun siki yine!” diye gülüyordu. Elimi atıp tertemiz olmuş siki okşamaya başladığımda, yanımda duran damadın telefonu çaldı, arayan kızımdı. Damat telefonu alarak konuşmaya başladığında, önünü bana dönerek hafifçe kalkmış sikini işaret etti. “Evet hayatım, çok verimli geçti toplantılar, dün gece yarısına kadar üzerinde çalıştığımız konular oldu!” diyordu.
Timur memelerimi avuçlayıp, “Evet çok büyük konulardı!” diyerek beni de güldürdü. Damat sikini ağzıma bastırıp sus işareti yaptı. Bir sikin ağzımda veya amımda yavaş yavaş büyümesi en sevdiğim duygu olmuştu. “Tabi hayatım, haftaya annenlere gideriz, ben de çok özledim, hatta yemeğe filan çıkartalım, kadıncağızın sıkıcı bir hayatı var zaten!” diyordu. Bunu derken taşaklarını da avuçlayıp sikin ağzımın dışında kalan yerlerini ovuyordum. “Yürüyüşe çıktık, o yüzden nefes nefeseyim, hayatım ben seni sonra ararım!” diyerek telefonu kapattı damat.
Kapatır kapatmaz da, “Ne dersin kaynanacığım, kızların da siktiriyorlar mıdır kendilerini başkalarına?” diye sordu. “Nereden çıktı şimdi bu?” diye kızdım ve ayağa kalktım. Timur, “Banu seni deli gibi seviyor kanka! Ama kardeşi Sema’yı bilemem. Sen demiyor muydun, bir dakika bile dayanamıyormuş kocası diye?” dedi. Damat da, “Haklısın, fizik olarak annesine en çok benzeyen o, onun da içinde bir orospu vardır belki? Anası bu yaşta böyle ise, o 25 yaşında ne yanıyordur!” dedi. Artık şaka olmaktan çıkmıştı, “Yeter terbiyesiz herifler!” diye odaya yöneldim…
“Gel lan buraya taşra orospusu!” diye kolumu yakalayan damat, diğer eliyle de ensemi sıkıp, başımı koltuğa bastırdı. Canımın acısından gözlerim yaşardı ve “Hayvan herifler!” diye bağırdım. Hiç cevap vermeden ağzımı bir eliyle sıkıp konuşmamı engelledi ve üzerimdeki sabahlığı belime kadar kaldırdı. Kalın sikinin başını amıma dayadı, ama kupkuru olduğum için ilerleyemedi. “Şurdan tereyağ getirsene kanka!” dedi. Vücudumu şimdi kendisine çevirmiş, ağzımı eli ile kapatmış, üstüme abandığı vücudu ile hareket etmemi engellemişti.
Tabağa parmağını daldırıp, tereyağı sikinin ucuna sürdü ve Timur’a dönüp, “Kaldır kafasını ki, amını nasıl yara yara sikecem görsün!” dedi. Tam ıslanmamış amıma sikin köküne kadar girmesi ve parmakları ile dudaklarımı mengene gibi sıkması canımı öyle yaktı ki, ağlamaya başladım. Elini ağzımdan çekip, “Yalvar orospu, yalvar ki küçük kızını da buraya getirip sikmeyelim!” diye bağırdı. Bu arada o kadar sert sokup çıkarmaya çalışıyordu ki, amımın dudakları zımpara sürülmüş gibi sızlıyordu. İnleyerek, “Lütfen, ne yaptım ben size?” diye hıçkırıklara boğuldum. Damat ise, “Şu orospunun laf dinlemesi için kuru kuru götü de sikilmeli!” dedi. Siki içimde iken üzerime yıkılıp, beni tekrar ters çevirdi. Şimdi kalçalarım kabak gibi domalmıştı.

image
Timur’un kıçıma tükürdüğünü hissettim, ama amımdaki sik o kadar hızlı girip çıkıyor ve elleri ile yanlarıma yapıştırdığı kollarımı o kadar acıtıyordu ki, şu an götümü düşünemiyordum. Ama birden götüme saplanan sik yaşadığım diğer acıları bastırdı. Sanki etimi kesiyorlarmış gibi ilerlerken, damat kollarımı bırakmış, meme uçlarımı ısırmaya başlamıştı. Boşta kalan ellerimle kendimi iteklemeye çalışınca, kuru göt deliğimdeki sik biraz daha içime battı ve gözüm dönerek her ikisine de yumruklar savurmaya çalıştım.

Damat, “Tamamdır!” kanka deyince, arkamda başka bir soğukluk hissetim. Timur sikini hafif hafif hareket ettirmeye çalışarak, götüme Şampanya döküyor, bir yandan da, “Ulan benimki bile acıdı, kuru kuru sikmeyelim bir daha bu orospuyu!” diyordu.

Az evvel tahrip olan yerlerim hem ferahlıyor, ama bir yandan da alkol nedeniyle yanıyordu. Her ikisine de küfürler etmeye devam ederken, yine göz göze gelip sustuklarını, götüme sikini iyice yerleştirmiş olan Timur’un hafif hafif göğüslerimi okşadığını, damadın ise iyice tükürüklediği parmakları ile bızırımı ellediğini farkettim. Şimdi hangi inlemem acıdan ve sinirden, hangi inlemem zevkten karıştırmaya başlamıştım. Boynumu yalayarak dudaklarıma ulaşan damat, “Tecavüz fantazisinin ayarını kaçırmadık umarım?” dedi. Gözlerim halen yaşlı, şaşırarak, “Şerefsizler! Bunun intikamını alırım sizden!” dedim.

Kontrolü ele geçirme zamanıydı. “Sizin gibi iki pısırık ancak yaşlı bir kadına saldırır zaten, onu da boşaltmayı beceremezsiniz!” gibi laflarla kızdırma oyununu oynama sırasını ben devir aldım. Damat, “Bizden günah gitti o zaman!” dedi. Kalın sikini amımdan çıkarttı ve kalktı buzdolabın içinden birşeyler arayıp, elinde bir salatalık ile geri geldi. Yere oturup, “Kanka getir şu orospuyu yarağımın üstüne!” dedi. Amımı ayarlamışken, sikini tükürükleyip göt deliğime dayadı ve ani girişi acıtmıştı. Damat, “Timur kapat şunun ağzını da zevkimizi kaçırmasın!” dedi. Timur da, “Kankam ne dedi de ben yapmadım!” diyerek sikini agzıma verdi. Şimdi damadın kucağına ters oturmuş olarak kalın sikini götüme alırken, önümde dikilmiş kankası ağzımı sikiyordu.

image
Az evvel acımasızca saldırdıkları yerler halen sızlamakta, ama bir tecavüz fantazisinin parçası olmanın verdiği heyecan da aldığım zevki artırmaktaydı. Bir eli ile amımı okşamaya ve tükürüklediği parmakları ile yavaş yavaş içine dokunmaya başlayan damat, sikini köküne kadar sokup durdu ve az evvel getirdiği salatalığa bir prezervatif geçirip, amıma sürtmeye başladı. Prezervatifin verdiği kayganlıkla içime giren salatalığı yavaş yavaş oynatıyordu. Sonra da kalçalarının küçük hareketleri ile kalın yarak götümde harekete başladı. Yanaklarımdan tutan Timur sikini agzımın içine iyice bastırıyor, üç deliğimin de dolu olması yaşlı vücudumu bilmediğim noktalara götürüyordu. Deliklerimi tam dolduran baskı, sırılsıklam olan amımdaki orgazm hazırlıkları, hayvanca saldırdıkları bedenimin acıyan yerleri. Bu düşünceler ve duygusal gelgitlerim yine ağlayarak gelen bir orgazmı tetikledi. Öyle şiddetli öne attım ki kendimi, damat sikini götümden zor çıkardı. Ama amımdaki salatalığı ikiye kırılmış olarak yavaşça çekmek zorunda kaldı. “Bak bir de ben sikecektim amından, ucuz kurtuldum!” diye güldü Timur. “Hediyeni beğendin mi” dedi damat “üç deliğini de doldurduk”

Yerde yığılmış halde duruyordum. İkisinin de sikleri pırıl pırıl parlıyordu. Perişan halime bakıp, bana daha fazla yüklenmek istemediklerinden, baş ucumda dikilerek 31 çekmeye başladılar. Bu güzel manzaraya bakmak için kafamı kaldırdığımda, sallanan koca taşakları gördüm. İkisi de fazla dayanamadan, rastgele, işer gibi, vücuduma boşalmaya başladı. Kimin spermi göğsüme, kiminki sırtıma, ve saçlarıma yapıştı farkında değilim. Perişan halde hepimiz halının üzerine yığıldık.
Damat, “Seni mutlu etmek istedik, aşırıya kaçtıysak özür dileriz! Affettin değil mi bizi?” dedi. Ben de Timur’a döndüm, “Londra hangi mevsimde güzel olur?” dedim. Beni kucakladığı gibi odaya götürdü. Gidene kadar iki kere daha tek başına sikti.

Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 13. Bölüm

Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 13. Bölüm
ALINTIDIR

Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 13. Bölüm! ( 30 Y., Konya / Türkiye)

Remziye bizi görünce masalarında yer gösterdi, “Birazdan yukarı çıkıp bavullarımızı hazırlayacağım!” dedi. Remziye her ne kadar açık saçık giyse de, karım ona alışmıştı. Otelde diğer müşteriler hep yabancı olduğundan, sadece Remziye ile konuşabiliyordu. Karımın giydiği elbisenin üzerinden içine giydiği beyaz bikininin askıları görülüyordu. Remziye karıma, “Aşkım, dün gece verdiklerimi deneyebildin mi?” deyince, karımı bir öksürük tuttu. Ben karımın sırtına vururken, Remziye gülümsüyor, ara ara bana bakıyordu. Buse ise annesinin bu sözlerinden rahatsız olmuş gibiydi. Kahvaltıdan sonra ben karımla şezlonglara uzanırken, Remziye ve kızı odalarına bavullarını toplamaya gittiler.

Biz güneşlenirken Özge ve Esra da yanımıza gelmişlerdi. Karım halen üzerinde elbisesi ile oturuyordu. Karım, Remziye için, “İyi bir kadın, ama biraz edepsiz!” dedi. Ben ve kızlar bir süre havuza girdik. Özge herzamanki gibi havuzun kenarına tutunup, kendi kendine bir batıp bir çıkıyordu. Öğleye doğru yanımıza Remziye ve Buse geldi, bizimle vedalaştılar. Karım üzülmüş, hatta biraz ağlamıştı, duygusal bir yapısı vardı. Remziye ve Buse, ayrı ayrı, bana bakışlarıyla işaret veriyor gibiydiler.

Yemekten sonra karımla şezlongda uzanmaya devam ettik. Karımın sıkıntılı bir hali vardı. “Ne oldu?” dediğim zaman, “Şey, bu elbiseyi çıkartacağım, ama altında Remziye ablanın verdiği açık mayo var!” dedi. “Biliyorum, ee, ne olmuş?” dedim. “Utanıyorum!” dedi. “Utanmana gerek yok, bak herkeste var!” dedim. Utana sıkıla şezlongdan kalktı ve üzerindeki elbiseyi çıkardı. Altında beyaz bikini ile kaldı. Bikininin üstü memelerini sıkmıştı, meme uçları olduğu gibi belli oluyordu. Alt tarafı da götünü sarmış, götünün yarığı beyaz bikininin altında belli oluyordu. Özge ve Esra, annelerini bu şekilde görünce çok şaşırdılar. Özge, “Anne bunu nereden buldun?” deyince, “Ben aldım!” dedim. Remziye’nin verdiğini bilmiyordu tabii. Özge cevabıma bozulmuştu, annesi ise birşey demiyordu. Esra, “Yakışmış benim güzel anneme, ama biraz küçük gibi…” dedi. Karım kızının bu sözünden utanmış gibiydi. Esra, “Ben de isterim! Sen giyiyorsun da, ben neden giymeyeyim?” diye diretti bu sefer. Karım kızarmış bir yüzle yerinde oturuyordu. Özge de annesine sert sert bakıyordu bu ara. “Tamam, size de alırım, merak etmeyin!” dedim.

Öğleden sonra hep birlikte geçen günkü mağazaya gittik. Kızlar kendilerine birer bikini beğendiler. Otele döndük. Havuzun kenarında ikisi de bikinileri ile endam ediyorlardı şimdi. Bikini Özge’ye çok yakışmıştı. Mavi, beyaz desenli bir bikiniydi. Dördümüz birden akşam serinliğinde havuza girdik. Karıma, “Sırtıma tutun!” dedim. Ben yavaş yavaş yüzerken, o da arkamda dediğim hareketleri yaparak dengesini sağlamaya çalışıyordu. Akşam yemeğinden sonra yapılan animasyon gösterisini izledik. Gece karım Remziye’nin verdiği sarı bikiniyi giyindi. Bu haliyle yarağımı tavan yaptırmıştı. Odanın içinde salına salına yürümesini istediğim zaman, götünü kıvıra kıvıra yürüyordu. O anda tombul göt yanaklarına sağlam bir şaplak attım. Götü kızarmıştı, “Ayy, ne yapıyorsun!” diyerek bana tepki gösterdi, ama onu dinleyecek durumda değildim.

Onu omuzlarından iterek yatağa fırlattım, “Ayy, delirdin mi sen!” diye söyleniyordu. Üzerimdekileri çıkardım, yarağımın kalktığını gören karım, “Ayy, senin de aklın fikrin sikişte!” dedi. “Senin değil mi?” dediğim zaman, utanarak başını öbür tarafa çevirdi. Üzerindeki iki parça bikiniyi çıkardım ve amına yumuldum. Karım yatakta sırt üstü uzanmış, bacaklarını havaya kaldırmıştı. İnlemeye başlamıştı. Amını yaladıkça sulanmıştı. Dilimi amının derinlerine sokmaya çalışıyordum. Bir süre bu şekilde amını yaladıktan sonra dizlerinin üzerinde domalttım. Arkasında yerimi alıp, göt yanaklarını ayırdım. Ortada kara bir çukur gibi duran göt deliğine dilimi değdirdim. Karım, “Uhh, ımm!” diyerek inlemeye başlamıştı yeniden. Terli götünün içine dilimi soktukça karımın çıkardığı sesler artıyordu. Bu kadarı yeterli dedim kendi kendime.

Karımı tekrar sırt üstü uzandırdım ve misyoner pozisyonunda bacaklarının arasına girerek amına yarağımı soktum. Karım derin bir “Iğhhh!” sesi çıkardı. Amının içinde hızlı hızlı gidip gelmeye başladım. Karım sırtımı okşuyordu bu arada. Sürekli gözleri kapalı halde inliyordu. Ayakuçlarımdan destek alıyordum, her seferinde kendimi öne doğru attıkça, yarağım da taşaklarıma kadar amına giriyordu. Koca memeleri vücudumun altında kalmış, sallanıyordu. Amında gidip gelirken memelerini emmeye, uçlarını ısırmaya başladım. Karım şimdi daha büyük zevk alıyordu, inlemeleri çoğalmıştı. Birkaç dakikadır bu şekilde onu sikiyordum, ama benim boşalmaya niyetim yoktu.

Amından çıktım ve bacaklarını tutup omzuma attım. Bu şekilde amına girdim. Kasıklarım kalçalarına çarpıyordu. Karımın memeleri hop hop sallanırken iki eliyle memelerini tuttu, ben de belinden tutmuş onu kendime çekiyordum. Her bir yarak darbemle karım ileri doğru fırlıyordu. “Ağhh, uğhh, ımm, devam et, ağhh, devam et!” sözlerini tekrarlıyordu sürekli. Bu pozisyonda da bir süre devam ettikten sonra karımın amına hışımla boşaldım. Karım beni zevkin doruklarına çıkarmıştı. Amından çıkarak yanına uzandım, o da başını göğsüme koydu. İkimiz de hızlı hızlı nefes alıp veriyorduk. Ter içinde kalmıştık. Bir süre sonra ikimiz de tatlı bir uykuya daldık.

Gecenin bir vakti uyandığım vakit, kolum karımın başının altında kalmıştı. Onu uyandırmamaya çalışarak kolumu altından çektim. Kolum uyuşmuştu, yataktan kalkıp kolumu havada sallamaya başladım. Yavaş yavaş kolum kendine geldi, tuvalete gidip çişimi yaptım. O sırada telefonumda ışık yanıp sönüyordu, mesaj gelmişti. Mesaj Özge’den gelmişti, “Bu gece gelmeyecek misin?” diye yazıyordu. Mesaj saat 01:30’da gelmişti. Oysa şimdi saat neredeyse 04:00 olmuştu.

Bir ihtimal belki daha uyumamıştır diyerek Özge’ye, “Geliyorum!” diye mesaj yazdım; hemen cevap geldi, “Bekliyorum!” diye. Karım horlayarak uyuyordu. Yavaşça odadan çıktım, merdivenlerden inerek Özge’nin kapısına geldim. Koridorlarda gece lambaları yanıyordu, etrafta kimse yoktu. Kapısını tıklattım, kapı yavaşça açıldı. İçeriye girdim. Özge kapının arkasında kalmıştı. Üzerinde aldığım bikini vardı. “Nasıl olmuşum?” dediği vakit, hemen dudaklarından öpmeye başladım. Beline sarılmış, onu kendime çekiyordum. Bu arada ona, “Fazla zamanımız yok, annen uyanabilir belki!” dedim. “Tamam, anladım!” diyerek üzerindeki iki parça bikiniyi çıkardı. Önümde çırılçıplak duruyordu. Ben de hemen soyundum. Çıplak halde tekrar dudaklarımız birleşti. Özge’nin elleri sırtımda dolaşırken, ben de götünü avuçlamıştım. Yarağım kazık gibi olmuştu.

Özge birden kulağıma fısıldayarak, “Beni amımdan sikmeni istiyorum, beni kadın yapmanı istiyorum, lütfen, yalvarırım!” demeye başladı yeniden. Kendini kaybetmiş gibiydi, “Arkadaşlarımın çoğu nişanlandı, evlendi. Onlar çoktan kadın oldular, ama ben halen kız oğlan kızım. Dayanamıyorum, lütfen!” dese de, bunu elbette yapmayacaktım. “Olmaz, hayır olmaz!” diyordum sürekli. Onu yatağa yüz üstü uzandırdım, karnının altına bir yastık koyunca, götü tümsek gibi belirdi. Özge halen, “Amımı sik, beni kadın yap!” diye dursun, ben göt yanaklarını iki yana iyice açtım ve ortada beliren göt deliğine yarağımı yavaş yavaş sokmaya başladım.

Biraz zorlansam da sonunda yarağımın kafası içine girmişti, yarağımı içine doğru bastırdım bu sefer. Artık götündeydim yine. Bu sırada Özge ağlıyordu. Kendisini amından sikmediğim için ağlıyordu. Bununla beraber götüne giren yarağım da onu zorlamaya başlamıştı. Her seferinde daha büyük bir güçle götüne pompalıyordum. Yatağın ortası çukur gibi olmuştu, yatak sallanıp duruyordu. Özge şimdi ağlamayı bırakmış, “Ağhh, ığhh, ağhh!” diyerek, acıyla karışık inliyordu. Götü artık açılmıştı, içinde kolayca gidip geliyordum. Birkaç dakika onu böyle siktikten sonra götünün içine boşaldım.

Üzerine yığılıp kaldım. Sırtını okşuyor, öpüyordum. Götünden çıkarak yanına uzandım. Nefesi kesilmiş gibiydi. Bir süre sonra kendine geldi. Başını göğsüme dayayarak konuşmaya başladı, “Bugün arkadaşım aradı, nişanlısıyla ilişkiye girmişler, artık bir kadın oldum deyip duruyordu telefonda!” dedi. “Arkadaşın sana bunları mı anlatıyor?” dediğimde, bana baktı ve “Bazen kızlarla kendi aramızda böyle konuşuruz!” dedi. “Peki, sen onlara birşey anlatıyor musun?” diye sorunca, bana ters ters baktı ve “Ben onlar gibi değilim, onlar anlatır ben de dinlerim! Hem zaten benim anlatacak birşeyim hiç olmadı, kalkıp seni de anlatacak değilim ya!” dedi. “Hımmmm! Vay be!” dediğimde, “Ne oldu? Şaşırdın mı?” dedi. “Evet, böyle birşey aklıma bile gelmezdi!” dedim, sonra, “Kimmiş bu arkadaşın?” diye sordum, merak etmiştim. “Sen tanımazsın, Semanur adında Liseden bir arkadaşım!” dedi. Bir süre daha birlikte uzandık, daha sonra ben toparlandım ve çıktım.

Odaya döndüğümde karım halen uyuyordu. Yanağından öptüm, kendine gelir gibi oldu, bana sokuldu, ona sarılarak yattım, uyudum…

Devam edecek…

ALINTIDIR

Kar,şarap ve o….

Kar,şarap ve o….
Merhaba.
Kar yağan bir gecede şehre ulaşmak üzere yoldaydım arabamla.Farların ışığında karın yağışının güzelliğini seyrederek yol alırken arabam yapacağını yaptı ve tüm elektrik devreleri aynı anda söndü.Yapacak bir şey yoktu ve uygun bir yer bulup yanaşıp durdum.Tüm denemelerime rağmen elektrik arızasını bulamadım ki zaten buna imkanda yoktu.Yapacak tek şey aracı orada bırakıp başka bir araçla yola devam etmekti yani bir anlamda otostop.El kaldırarak yardım istememe rağmen duran falan yoktu.Normaldi çünkü gecenin bu vaktinde yolda yalnız bir adam kim alırdı ki.Arada sırada geçen taksilerde doluydu.Arabamın yanından ayrılmıyordum ki el kaldırdığım araç sahipleri en azından durumu fark edip yardımcı olsunlar dı ama ne yazık ki öyle olmuyordu.Aradan yarım saatten fazla geçmiş ama ben hala karın altında arabamın yanında beklemeye devam ediyordum.Montumun iyice kaldırdığım yakasına rağmen kar taneleri ensemden içeri giriyor ve gittikçe daha da üşüyordum.Yine bir aracın yaklaştığını görünce elimi kaldırdım ama durmadı.10 dakika sonraydı yine bir araç ve yine bir el kaldırma umutsuzca ve araç sağa sinyal vererek yanımda durdu.Camı hafif indirdi ve geçmiş olsun,hayırdır dedi.Bir kadın sesiydi bu geceyi yırtan.Teşekkür ederim dedim ama elektrik arızası yaptı ve farsız kaldım,bu şekilde seyretme imkanım da yok.Tamirci ya da servis çağırmadınız mı dedi.Buna mı dedim ve bu saatte?89 model taunustu arabam. :)Sanırım o da gülmüştü bu duruma.Gittiğiniz yere kadar beni de alabilirseniz memnun olurum dedim artık çaresine yarın bakarız diye ilave ettim.Buyrun dedi ve sağ kapıyı açıp kendimi içeri attım.Offf sıcacıktı aracın içi.Sıcaklıkla birlikte saçlarımda eriyen karlar şimdi daha fazla akıyordu ensemden sırtıma.Teşekkür ederim ben Baran dedim.Bir şey değil dedi bende Hilal memnun oldum,bende dedim.Bir müddet konuşmadım dikkatini dağıtmamak adına ve trafik seyrekleşince ben söz aldım.Hayırdır siz bu saatte nereden böyle?Şirketimizin müşterilerimize verdiği bir yemekteydim bende oradan dönüyordum dedi.Ve kaçamak bakışlarımla bakmaya başladım.Şarap kırmızısı topuklu ayakkabılar,siyah file çoraplar,kısa yine siyah kısa bir trençkot ve boğazında şarap kırmızısı bir fuları vardı.Ve sanırım altındaki de kısa bir elbise olmalıydı çünkü trençkotun altında görünen sadece file çorapların kapattığı bacakları görünüyordu.Bu saatte burada ne yapıyordunuz dedi.Bir müşteriden dönüyordum dedim ama görüşme müşterinin biraz müşkülpesent olmasından kaynaklı uzayınca yoğun kar yağışına yakalandım.Ve tekrar teşekkür ederim beni burada bırakmadığınız için.Onca araç geçmesine rağmen haklı olarak kimse almadı,taksilerde hep doluydu şansımdan.Ve beni almamakta haklılardı tabii ki,kim olduğumu nereden bileceklerdi ki?Yani ben olsam ben bile tereddüt ederdim.Sonuç olarak şimdi iyi ki almamışlar diye düşünmeye başladım dedim gülümseyerek..Neden böyle düşünüyorsunuz dedi.En azından gecenin bu vaktinde siz gibi harika bir hanımefendiye tanışma fırsatı buldum ve tesadüflere inanan biriyim dedim.O da gülümsedi.Aradan 10 dakika falan geçmişti ve torpidoda sigaram var rica etsem bir sigara verebilir misiniz?Torpidoyu açtım ve Kent Switch paketini gördüm.İçinden bir sigara aldım ve mahsuru yoksa ben yakıp vereyim böylece sizde sigara yakmak için dikkatinizi dağıtmamış olursunuz.Olabilir dedi.Sigarasını yaktım ve ona uzattım.Tam sigarasını almak için elini uzattığında elini tutup usulca öptüm ve akabinde sigarasını verdim.Şaşırmıştı sanırım.Ama hiçbir şey demeden sigarayı dudaklarının arsına götürdü,bir nefes çekip sonra bana kaçamak bir bakışla baktığını gördüm.Sigarasını içerken külünü dökmek için küllüğe yöneldiğinde birkaç kez göz göze geldik.Sigarasını bitirip söndürmek istediğini fark edince bana verin ben söndürürüm siz uğraşmayın isterseniz dedim,sesini çıkarmadı.Sigarayı elinden aldım ve küllüğe bastım.Ve sessizliğin ardından cdçalarını açtı.Gary Moore du çalan ve Midnight Blues şarkısı.Muhteşemdi seçim.Sigara içmem de sakınca var mı dedim.hayır dedi.Kısa Marlboro paketimden çıkardığım sigarayı yaktım.İstiyorsanız size de bir sigara yakayım dedim.Mümkünse alayım dedi.Paketinden sigarasını alıp kendi ağzımda yakıp ona uzattım ve yine tam sigarayı alırken elini biraz daha ihtirası belli edecek şekilde öptüm.Teşekkür ederim diyerek sigarasını aldı ve dudaklarına götürürken kaçamak bakışlarımız yine buluştu.Muhteşem görünüyordu,harika denebilecek bir kadındı.45 yaşlarında,alımlı bir o kadar sexy ve sexapeli muhteşem olan bir kadın.Yani tam benlikti çünkü yaşım 56ydı ve uzun zamandır hep kadınlığının zirvesinde olan bu yaştaki kadınlara ilgi duyuyordum.Nedense genç kızlara bu bağlamda asla ilgi duymadım,duyamadım.Yani beraber olmak isteyeceğim kadın en az olmalıydı.Yaşına rağmen balık etinde ve gereğinden fazla güzel bir kadındı.Takriben 1 saate yakın yoldaydık onunla.Ve yine sigarasının bittiğini anladığımda elinden alıp küllüğe basmıştım.Aradan 5 dakika geçmedi ki vites değiştirmek isterken birden vites acaip şekilde gıcırdamaya başladı ve vitesi geçiremedi.Tekrar debriyaja basıp yeniden denedi ama yine aynı sorun vites kutusundan acaip sesler geliyordu.Napacağız dedi,vites geçmiyor.Bence sağa uygun bir yara yanaşın bir bakalım dedim isterseniz.Öyle yaptı ve aracı durdurunca dışarı çıkıp onun tarafına geçtim kapısını açıp müsaade ederseniz bir bakayım dedim.Arabadan indi ve şöför kapısının yanında durdu.Onun yerine oturup debreyaja bastım ve ama vites münkünü yok geçmiyordu.Şanzumanda bir sorun yoksa baskı balatadan veya debreyaj halatı ya da spiralinden kaynaklı bir sorun olmalıydı.Aslında benim için sorun değildi çünkü yıllarını yollara vermiş bir kamyoncuydum aslında.Aracı stop edip 1 e taktıktan sonra çalıştırır ve debreyaj kullanmadan devrini buldurduğumda 1 den 2 ye rahatça takabilirdim,yapmadığımız şey dedğildi.Ama yapmak istemedim.Bir kaç
denemeden sonra yok olmuyor dedim ve yine sağ tarafa geçtim.O da bindi ve kapıları kapattık.Servis çağırsanız dedim ya da tamirci.Hiç başıma gelmdei böyle bir şey nasıl bulacağım ki dedi tamirci ya da servis?Oysa her aracın artık belli yerlerinde hatta camlardan birinde bile servis numaraları ya da yol yardım numaraları yazardı ama sanırım o dikkat etmedi buna ya da şu anki durumdan dolayı unuttu.Bakar mısınız şansa dedi sizin arabanız bozulduğu için ben sizi aldım ama şimdi benim arabamda arıza yaptı.Kadere inanır mısınız dedim gözlerine bakarak ve ona biraz daha dönerek.Kader olmaz mı tüm bu yaşadıklarımız?Yanıt vermedi sanırım o da kabul ediyordu bunu yanıtsız bırakarak beni.Bir sigara içeceğim dedi.Hemen torpidodan sigarasını çıkarıp yaktım ve eline verdim ama bu kez bir farkla elini öpmedim.Sigarasını içerken aracı çalıştırmasını söyledim buna engeli yoktu çünkü ve en azından üşümeyecektik.Dediğimi yaptı ve arabayı çalıştırdı.Bu kez ben cd çaları açtım ve bir sigara yaktım.Bir de şöyle düşünün dedim,ya beni almasaydınız ve bu arıza olsaydı ne olurdu.Gecenin bu vaktinde arızalı bir araba ve yalnız bir kadın.Şimdi en azından yanınızda birisi var güvenin ya da güvenmeyin.kaldı ki güvenmemiş olsaydınız beni almazdınız.Neyse biraz rahatlamaya çalışın bence ve sonra düşünür ne yapacağımıza karar veririz dedim.Sanırım bu konuşma onu rahatlatmıştı biraz.Evet sanırım haklısınız dedi ve gülümsedik.Gecenin bu vaktinde sizin gibi muhteşem bir kadının yalnız evine dönüyor olması seçiciliğinizden mi kaynaklı yoksa tam tersi yapmacık ve maskelilerin etrafınızda yeterince olmasından mı?Çünkü hiç de öyle kariyer ya da mevki meraklısı birine benzediğinizi düşündürmediniz bana.Lütfen bağışlayın özel hayatınıza saygılıyım ve sadece bana düşündürdüklerinizi paylaştım sizinle.Arkada poşetin içinde şarap var dedi.Anladığım kadarıyla burada epey bekleyeceğiz içmek ister miydiniz?Şaşırmıştım.Partiden mi yürüttün yoksa dedim ve kahkahayı bastı.Evet bu espri tam yerini bulmuştu.Arkaya uzanıp poşeti açtım ve içindeki şarabı çıkardım.Kalite bir şaraptı ama nasıl açacaktık mesela buydu işte.Mantarın üstündeki ambalajı yırttıktan sonra mantarı üzerimdeki bir tükenmez kalemle şişenin içine doğru bastırarak açtım.Başka şekilde açma şansım yoktu biliyorsun dedim.Evet biliyorum dedi.Torpidoda 2 kadeh var dedi.Ve gerçekten de öyleydi.Sanki bu gece için hazırlanmıştı bir şeyler gibi düşünüyordu insan ister istemez.Ona vereceğim kadehi elime alıp kadehin dörtte birinden fazlası dolacak şekilde doldurdum.Ve ona uzattım tam eline alacakken yine eğilip elini öptüm ve bu kez bunu yaparken gözlerine baktım.Teşekkür ederim diyerek aldı ve benim kadehimi doldurmamı bekledi.Benimki de dolunca kadehlerimiz birbirimiz yaklaştırdık.Neye içelim dedi?Bence adına içilecek tek şey var burada dedim ve tabii ki sana ve bozulan arabalarımıza.Gülümsedik ve birer yudum aldık.Bu kez o uzandı cd çalara ve Gary Moore çalmaya başladı yine.Muhteşem bir ortamdı aslında.Dışarıda kar,buğulanmış camlar,yoldan içeride duran bir araç,şarap,kadın,müzik ve ben,sanırım sadece mumlar eksikti. :)Evet dedi şimdi soruna yanıt vereyim.Seçici miyim,evet sanırım seçiciyim ama bu seçicilik kariyer,mevki ya da mal mülk bağlamında değildi.Sadece sıradan olması yeterliydi ama nedense bana yaklaşanlar ya da bunu isteyenler kendilerini hep olduklarından farklı gösterme telaşındaydılar.Oysa oldukları gibi kalsalardı belki çok farklı olabilirdi ama olmadı.Ben maddi olarak sıkıntısı olmayan biriyim
dedi.Ama sanırım bana yaklaşanlar bunun ve benim konumum altında kendilerini ezik hissettiler oysa ben bunu sağlamadım onlar bu özelliklerimin altında kalacakları korkusuyla kendilerini olduğundan farklı gösterme çabalarına girince kaybedenlerden oldular.Anladın mı şimdi dedi sorunun yanıtını ve kadehi kaldırıp ağzına dikti.Boşalan kadehi bana uzatarak bir daha rica etsem.Kadehini aldım.Benimkini bacaklarımın arasına koyup onunkini doldurup yeniden ona uzattım ve bu kez elini öpmemeye özen gösterdim.Gözlerime baktı niye öpmedin der gibi.

Babacık…

Babacık…
Bir süredir yaşça benden genç biriyle sürekliliği olabilecek bir ilişki yaşamayı hayal ediyordum. Tam da aradığım gibi bir genç adama, öğle tatilinde uğradığım sandviç dükkanında rastladım. Kadir, uzun kirpikli güzel gözlere sahip, esmer ve uzun boylu kibar bir gençti, bıyıkları daha yeni çıkıyordu ve hiçbir cinsel deneyimi olmadığı her halinden belliydi. Yaz tatili süresince benden belki birkaç yaş küçük olan babasının dükkanında garsonluk yaparak okul harçlığını çıkarmaya çalışıyordu. Çalışkan ve enerjik bir gençti ama ne kadar özveriyle çalışsa da babasını pek memnun edemiyordu. Babası çoğu zaman müşterilerin önünde bile ona bağırarak emirler yağdırıyor, azarlayıp duruyordu. Kadir bu durumdan memnun olmasa da buna mecburdu ve babasından sanki nefret ettiğini gözlerinden okuyabiliyordum.

Dükkanlarına uğradığım zamanlarda onunla kısa kısa günlük sohbetler etmeye başlamıştım, onun hakkında bir şeyler öğreniyordum böylece. Bazı zamanlarda ofisime sandviç sipariş veriyordum ve siparişlerimi hep Kadir getiriyordu. Bu şekilde de daha uzun sohbet etme şansımız oluyordu. Bir Cuma akşamı siparişimi getirdiğinde ona o gece sinemaya iki biletim olduğunu ve beraber gidecek kimseyi bulamadığını söyledim. Kadir’in süper karaman filmlerini sevdiğini öğrenmiştim ve bana hayır demeyeceğine emindim. Hiç tereddüt etmeden “Tamam gelirim Murat abi”, dedi. O gece ve sonra iş çıkışı başka günlerde de onun sevdiği aksiyon filmlerine gittik.

Bir keresinde sinema gişesinde bilet alırken “Bana ve oğluma iki bilet” demiştim, bu çok hoşuna gitmişti. Babasıyla ortak hiçbir ilgi alanı olmadığını, beraber hiçbir şey yapamadıklarını anlatmıştı o akşam bana. Sonra bana evli olup olmadığımı sordu. Daha sonra da “Keşke siz benim babam olsaydınız Murat abi”, dedi. “Çok isterdim”, diye karşılık verdim, “Senin gibi bir oğlum olması beni mutlu ederdi”, dediğimde gözlerinin içine bakmıştım ve o da aniden utanarak konuyu değiştirmişti. Ona istediği bir haftasonu evimde kalabileceğini, böylece daha çok beraber vakit geçirebileceğimizi söyledim. Babasının annesiyle şehir dışında bir kutlamaya katılmaya gittiği haftasonu Kadir ilk defa bende kalacaktı. Cuma gecesinden itibaren Pazar öğleden sonrasına kadar birlikte olacaktık.

Cuma günü akşam beraber sevdiği yemekleri yaptık, geç vakte kadar film izledik, bilgisayar oyunları filan oynadık. Bir ara kalkıp duşa girdim, o sırada bilgisayarımı kurcalamış olacak ki bana “Murat abi, senin kız arkadaşın yok mu?”, diye sordu durup dururken. “Yok”, dedim sadece. Neden diye sormadı ama bilgisayarımda bir şeyler gördüğüne emindim. Umursamadım. O durumda normalde tedirgin olması gerekirken daha rahat olduğu için benim çift kişilik yatağımda film izliyorduk. Kadir’in bana daha da sokulduğunu hissediyordum. Zaman zaman filmi izlemeyi bırakıp yüzüme bakıyor ve iç geçiriyordu. Film bittikten sonra, “Artık yatalım geç oldu”, dediğimde bana sarıldı, iyi geceler diledi.

Yüzünü avuçlarımın arasına alıp gözlerinden öptüğümde dudaklarını öpeceğimi sanmışçasına dudaklarını uzatır gibi yaptı. Çok tatlı görünüyordu. “Bu gece yanımda yatsana… Yatağım yeterince büyük, koltuk çok rahatsız çünkü”, dediğimde de hemen kabul etti. Kadir uyumak için sırtını bana döndü ve sanki hemen uyumuş gibiydi. Işıkları kapattıktan bir süre sonra sırtını göğsüme yasladı. Küçük yuvarlak poposu da kucağımdaydı. Aniden ereksiyon oldum. Kadir’in poposunu sertleşmiş organıma bastırdığını hissediyordum. Artık hiçbir şüphem yoktu beni istediğinden. Sarıldım, boynundan öptüm. Hızla nefes alıp veriyordu. Elimi bacaklarının arasına götürdüğümde onun da sertleştiğini hissettim.

“Ne yapalım?… Çok azdık ikimiz de be abi”, dedi usulca. Elini tutup donumdan çıkardığım penisime koydum. “Offf çok büyük bu…”, dedi ve ben daha hiçbir şey söylemeden dönüp kafasını ağzına aldı. Bir eliyle taşaklarımı avuçlarken önceleri tedirgince emiyordu kafasını. “Hiç yaptın mı daha önce bunu?” diye sordum. “Hayır, ilk defa yapıyorum. Başka birinin sikini sadece pornolarda görmüştüm. Senin bilgisayarında da gay pornolar var ya öyle…”, dedi. Hoşuna gidip gitmediğini sorduğumda, “Değişik bir tadı var ama özellikle kokun çok hoşuma gidiyor”, dedi. O emerken ben de ona mastürbasyon yapıyordum.

Öyle tatlı emiyordu ki boşalmamak için kendimi zor tutuyordum. On dakika sonra “Boşalıcam…”, dememe kalmadı ağzındayken fışkırtmaya başladım. Penisimi ağzından çıkarmadan ard arda yutkunduğunu hissediyordum. Bir yandan spermlerimi yutarken inleyerek boşalmaya başladı Kadir de. İştahla bir süre daha sikimi emdikten sonra kollarımın arasına uzanıp “Çok nefisti tadı, tıpkı hayal ettiğim gibiydi babacım”, dedi. İlk kez bana babacım demişti. Islak dudaklarından ilk kez öptüm. Uzun zaman sonra biriyle sarılarak uyudum.

Sabah uyandığımızda ikimiz de hala doymamıştık. Bir eli hala sikimdeydi ve ben de poposunu okşuyordum. Göğsümden başlayıp öperek kasıklarıma indi, yeniden ağzına almıştı ve kahvaltıdan önce beni bir posta daha boşalttı. Güne bu şekilde uyandırılmak harikaydı. Ona bir süredir onun gibi birini aradığımı söyledim sevişirken. “Sanırım sana aşık oldum Murat abi”, dedi. Güldüm. “Abi demesen artık, istersen babacım diyebilirsin”, dedim ben de. “Seni ikinci bir baban gibi ve hak ettiğin şekilde seveceğim. Tabi fantezi olarak…”. Yiyecek bir şeyler atıştırdıktan sonra yatakta sarmaş dolaş uzanıp seviştik bol bol.

Kadir, bana sarılıp kıllı göğsüme yüzünü sürüyor, öpüyor, kokluyordu sürekli. O haftasonu sadece oral sex yaptık karşılıklı olarak ve ikimiz de taşaklarımızdaki son damlaya kadar boşalmıştık. Kadir tek bir damlasını ziyan etmeden sikimden akan her damlayı yutuyordu. Onu yaşam enerjimle beslemek hoşuma gitmişti. “Oral seksi neden çok sever erkekler?”, diye sordu. İçinde bana ait yaşayan bir parçanın olması, sonsuza dek onun bedeninin bir parçası haline geleceği düşüncesinin hoşuma gittiğini söyledim ona. “Beni hep severek besleyecek misin bu tatlı sütünle babacım?”, diye sordu gözlerimin içine bakarak. “Oğlum, aşkım, yakışıklım, seni hep seveceğim ve besleyeceğim. Vücudun benim tapınağım olacak”, dedim. Pazar günü birbirimizden zor ayrıldık. O gittikten sonra bile hala o tatlı dudaklarının sikimin başını emdiğini hissedebiliyordum.

Kadir’in babasını şüphelendirmemek için sadece mesajlaşıyorduk, sadece o bana yazdığı zamanlarda. Bazen öyle mesajlar atıyordu ki, kendimi ofis tuvaletine kapatıp otuzbir çekerek boşalıyordum rahatlamak için. “Tatlı babacım seninle sevişmek çok güzeldi, şu anda o kocaman sikine ve onun tatlı sütüne çok acıktım”, gibi mesajlar attığında aniden ereksiyon oluyordum. O da bana evde otuzbir çekerken çektiği resimlerini atıyordu. Kalçalarını elleriyle ayırarak daha önce hiçbir sikin değmediği daracık deliğini gösteriyordu bana.

“Bana hep benim gibi birini aradığını söylediğinden beri sana aşığım. Spermlerini sürekli içimde istiyorum. Kendi sikimi seninkiymiş gibi düşünüyorum ve boşaldığımda kendi spermlerimi yiyorum avucumdan babacım. Sana sarılmak ve her yerini öpmek istiyorum. O koyu krema gibi tatlı baba sütüne acıktım. Sadece benim olmanı istiyorum. Keşke seninle aynı evde yaşasaydık, akşam eve dönmeni bekler, yorgunluktan uyuya kalana dek sevişirdim seninle. İşten eve döndüğünde beni kucaklayıp yatağına taşımanı isterdim her akşam. Tek düşüncem senin o tatlı sütüne doymak babacım…”, şeklinde uzun mesajlar da atıyordu. Ben de ona cevap veriyordum: “Beni bu kadar heyecan duyarak istemen çok güzel. Ben de sadece ve sadece seni düşünüyorum. Senin mesajlarını okuduğumda sertleşiyor sikim, ofiste kameralar olmasa gün içinde de beslerdim seni o acıktığın tatlı süte aşkım, benim yakışıklı ve seksi oğlum. Şu anda masamın altında olsan, ağzını güzelce doldursam. Sonra ben de seni kucağıma oturtup kasıklarını emsem bebeğim. Ben de her yerini öpmek, seni dilimle dudaklarımla şımartmak istiyorum.”

Kadir babası evde olduğu sürece akşam çok geç saate kadar kalamıyordu. Ama bana geldiği akşamlar eli sürekli sikimin üzerinde oluyordu. Bir keresinde sinemadan sonra taksiyle onu eve bırakırken pantolonumun üzerinden tutup okşamıştı, kulağıma eğilip “Bunun tek sahibi benim değil mi babacım, hiç utanmıyorum artık sana böyle dokunmaktan çünkü benimsin”, demişti. Ben de onu kulağına, “Baban olarak bana istediğin her zaman dokunabilmen için izin veriyorum sana”, demiştim. Artık neredeyse onu her düşündüğüm an boşalmak istiyordum.

Ofiste çoğu zaman pantolonumun önünde bir kabarıklıkla dolaşıyordum, neyse ki ofiste sadece erkekler çalışıyordu ve hiçbirinin umurunda bile değildi. Bazı günler ofiste kimse yokken sandviç getirme bahanesiyle işyerine gelip ofis tuvaletinde pantolunumu indirip beni hızlıca boşaltıyordu Kadir. Bir gün az kalsın basılıyorduk. Ofiste unuttuğu bir evrakı almaya gelen iş arkadaşım beni odamda göremeyince tuvalete gelip, “Ne oldu lan, motoru mu bozdun?”, dediği sırada Kadir, beraber girdiğimiz kabinde beni emmeye devam ediyordu. İş arkadaşımla konuşurken bir yandan da emilmek değişik bir heyecandı. Neyse ki iş arkadaşım unuttuğu evrakı alıp hemen ofisten ayrıldı. Az sonra Kadir gülümseyerek ağzını açmış bana ne kadar çok boşaldığımı gösteriyordu. O günden sonra tekrar ofiste buluşmadık çünkü bu ikimiz için de riskliydi.

Bir haftasonu yine bende kalabileceğini söylediğinde benden eğer evde yoksa prezervatif almamı da istemişti. “Babacım sikini emerken, senin o lezzetli kremanı yutarken deliğim sulanıyor, artık seni içime almak istiyorum. Bu haftasonu senin için hazır olacağım.”, diye mesaj atmıştı. Evde prezervatif de kayganlaştırıcı da vardı. Cuma’dan Cumartesi akşamına kadar kalabilecekti. Cuma akşamı buluştuğumuzda ben ondan daha çok heyecanlıydım. Gözlerinin içine bakıp “Seni bulduğum için çok şanslıyım oğlum”, dedim ve onu kucaklayarak yatağıma taşıdım. Her yerini öpüp okşadım, boynunu, göğüs uçlarını, göbeğini ve kasıklarını yalayıp emdim. 69 yaparken popusunun yanaklarını ayırdım ve o daracık tüylü deliğine dil atmaya başladım. “Sakalların gıdıklıyor”, dedi gülerek, “Ama çok hoşuma gidiyor…”.

Ben deliğini yalayıp emerken o da yapabildiği kadar gırtlağına almaya çalışıyordu. Ben deliğine hafifçe parmaklarımla masaj yaparken inliyordu ama deliği hala daracıktı. Bu sırada ilk postayı gırtlağa fışkırtmıştım ve Kadir her zamanki gibi yutmuştu. Hiç ara vermeden devam ettik. “Sikin inikken bile çok tatlı, sürekli zevk suyun akıyor”, diyordu iştahla yalayıp emmeye devam ederken. Deliği tertemizdi, sabun kokuyordu ve ben de yalamaktan çok keyif alıyordum. Bir ara Kadir’in taşaklarımı yaladığını hissediyordum ki yeniden sertleştim. “Hadi gel yanıma uzan”, dedim. Sırtını bana döndü, ben de sikimin başını biraz daha açılmış olan deliğinin dudaklarına sürtmeye başladım.

Başını geriye çevirerek benimle öpüşürken kalçalarını sikime doğru bastırıyordu. “Acele etme”, dedim, “Canın yanabilir”. Deliği zevk suyumla iyice kayganlaşmış, deliğinin dudakları sikimin başını öpermiş gibi ıslak sesler çıkartıyordu. Yerimde kim olsa o deliğe aniden ve sertçe girmeye çalışırdı ama yapmadım. Prezervatif takmak için geri çekildiğimde yeniden beni emmek istedi. “Offf çok daha büyük görünüyor şu anda babacım, şu en sert halindeyken yalayıp emmek çok güzel”, dediyse de bu defa izin vermedim. Prezervatifi takarken, “Biliyorum vakti geldi. Artık tamamen senin olmak istiyorum, canım yansa da sakın durma”, dedi.

Sikimin başını deliğinin dudakları arasına iterken canı yanıyormuş gibi inledi. “Beni içinde istiyor musun?”, diye sordum, “Gerçekten bunu yapmamı istiyor musun?”. İnleyerek “evet” dedi. Bu sırada o dar delik sikimin başını yutmaya başlamıştı. Artık kasmıyordu kendini, nefes alış verişi değişmiş ve tüm vücudu hafifçe terle nemlenmişti. Elimi tutup ağzına götürdü, baş parmağımı ağzına alıp emerken inliyordu. Sadece sikimin başıyla sikiyordum deliğini ve korkunç zevk aldığını hissediyordum. Bu şekilde kendimi tutabildiğim kadar tuttum ama deliğinin dudakları kasıldıkça içgüdüsel olarak boşalmak istiyordum. Daha fazla dayanamayacağımı söyleyince birden doğrulup prezervatifimi çıkartarak emmeye başladı. Öyle çok boşaldım ki sikim ağzından dışarı fırladığında hala sperm akıyordu deliğinden.

Sabah duşa beraber girip suyun altında doya doya seviştik. Birbirimizi sabunlayıp durularken sürekli öpüşüyorduk. Daha sonra kahvaltı etmek için dışarıda güzel bir kafeye gittik. Bana “Seni yeterince mutlu edebiliyor muyum babacım?”, diye sordu. Ben de fazlasıyla zevk aldığımı söyledim. “Sana söz veriyorum çok yakında deliğim alışınca o kocaman sikinin tamamını içime alacağım”, dedi. Beraber alışveriş yapıp eve döndük. Müzik dinleyip sohbet ettikten sonra öğle yemeğini hazırladık. Yemekten sonra ona kütüphaneden seçtiği bir kitabı okurken, Kadir de başı kucağımda sikimi usulca emmeye devam ediyordu. Koklayarak penisimin her yerini yalıyor, dili sikimin damarları boyunca bir aşağı bir yukarı geziniyordu. Taşaklarımı tek tek ağzına alarak dilinin üzerinde tartıyor, “Bunlar hala çok dolu”, diyordu.

Gitmeden önce beni bir kez daha boşaltmayı ihmal etmemişti. Ben de onu sırt üstü yatırarak deliğini, taşaklarını ve sikini yalayarak, öperek ve okşayarak getirdim. Bütün vücudunu öpmeye, dilimle her yerinin tadına bakmaya doyamıyordum. Boşaldıktan sonra kollarımda uyuyakaldığında bile eli hala sikimi tutuyordu. Usulca gözlerinden öperek uyandırdım ve onun için bir taksi çağırdım. Taksiye bindikten on dakika sonra telefonuma bir mesaj attı: “Seni şimdiden özledim babacım. Kalbim, götüm, sikim, her şeyim sana ait kalacak sonsuza dek. Otuzbir çektiğimde spermlerimi bekaretini aldığın deliğime süreceğim ve seni düşüneceğim. Deliğim her zaman yumuşacık, tertemiz ve daracık olacak senin için. Dilini hala içimde hissedebiliyorum. Ama sen sakın otuzbir çekme babacım çünkü boşa akmasını istemiyorum. Bana söz ver.” Söz veriyorum dediysem de sözümü tutamayacağımı biliyordum.

O hafta bana attığı bir mesajda; “Sonsuza dek hep beraber olalım. Günün birinde yurt dışında evlenebilirim bile seninle. Sen yaşlandığında da bakarım sana. Spermlerini doya doya içmek istiyorum her zaman, onları deliğime de boşaltmanı istiyorum bir dahaki sefer prezervatifsiz yapar mıyız?”, diyordu. Ona korunmasız seksin çok riskli olduğunu söylediğimde, “Sadece benimle mi seks yapıyorsun?”, diye sordu. “Tabi ki”, dedim. Beni kıskandığını söylüyordu, başka birileriyle de yaparsam benimle bir daha asla görüşmeyeceğini söylüyordu. “Sakin ol”, diye yazdım, “Senden başka hiç kimse yok. İstersen çat kapı gelebilirsin evime, senden gizli bir şey yapmıyorum”, dedim. “Eğer sana yetmiyorsam, seni doyuramıyorsam başka birileriyle de yaparsan bana söyleme”, dediğinde çok yoğun olduğumu söyleyerek konuyu kapattım. Bu tür konuşmalardan hoşlanmıyordum.

İki gün sonra akşam eve döndüğümde sürpriz bir şekilde Kadir’i evimin kapısında beklerken buldum, evi biraz uzakta olduğu halde gelmişti. İçeri girer girmez pantolonumu indirip önümde diz çöktü ve iştahla emmeye koyuldu. Ona “hayır” diyemiyordum. Sikim kasılarak ağzında patlayana kadar emdi. Beraber duşa girdik ve sonra da yatağa girdik. “Kucağında hoplamak istiyorum sen içimdeyken”, dedi. Canının yanacağını söylediysem de dinlemedi beni. Az sonra üzerimde hopluyordu ve deliği bu kez rahatlıkla alıyordu sikimi. “Kadir prezervatifsiz yapmayalım”, dedim, birden hırsla sikimi taşaklarıma kadar içine aldı. Yüzündeki ifadeden canının çok yandığını anlamıştım. İçine boşalmayı her ne kadar çok istesem de çıktım içinden. “Beni istemiyor musun?”, diye soruyordu. Sarıldım, kafasını göğsüme bastırıp “Tamam, yeter artık böyle saçma şeyler konuşma”, dedim. Biraz sakinleştiken sonra “Baban merak edecek, sorun çıkmasın…”, dedim. Birden yataktan kalktı, hızla üstünü giyindi ve hiçbir şey söylemeden çıkıp gitti. Durumu büyütmemek için mesaj atmadım ama o da mesaj atmıyordu.

Birkaç gün hiç mesajlaşmadık. Sandviç dükkanına gittiğimde orada da yoktu. Babasına çaktırmadan sormak istedim, hasta olduğu için işe gelmediğini duymak bile yeterli olurdu ama soramadım. İşler de yoğundu ama sürekli aklımdaydı Kadir. Sonunda dayanamayıp mesaj attım: “Sürekli seni düşünüyorum oğlum. Söyle bakalım canın hiç çekmiyor mu babanın tatlı sütünü? Beni cezalandırıyor musun yoksa?… Kadir ben de seninle bir geleceği paylaşmak istiyorum, ben yaşlanırken senin büyüyüp yakışıklı, iyi eğitimli bir adam olduğunu görmek istiyorum. Eğer seni kırdıysam özür dilerim. Seni her geçen gün daha çok seveceğime de söz veriyorum. Eğer ileride evlenmek istersen benimle evleniriz de. Beni kıskanmana gerek yok, inan senden başkasını istemiyor canım.”

Birkaç saat mesaj gelmeyince yeniden bir mesaj attım. “Gel bu akşam, sana söz istediğin gibi yapacağım, bak baba sözü veriyorum, nasıl istersen öyle yapacağız tamam mı? Ama oturup konuşacağız öncelikle adam gibi.” Yine cevap yoktu. O cevap vermedikçe beraber yaptıklarımız gözümün önüne geliyor ve tıpkı bir uyuşturucu bağımlısı gibi onu istiyordum. Daha azdırıcı bir mesaj atmaya karar verdim: “Şu anda popunu yüzümde hissetmek istiyorum bebeğim. O nefis deliğinin tadına bakarken sen de dibine kadar boğazına alacaksın benimkini. Kollarımı bacaklarının altına hapsederek beni yatağa sabitleyeceksin. İstersen ısırabilirsin de beimi bana kızdıysan. Hiç sperm gelmeyene kadar boşalmak istiyorum o gırtlağına defalarca. Sen doyana kadar deliğini yalayıp emeceğim ve prezervatifsiz sikeceğim o deliği.” Birkaç saat sonra bana şöyle bir mesaj geldi.”Seninle bir geleceğimiz olacağına inanmıyorum artık üzgünüm. Bir daha mesaj atmazsan iyi olur. Şu anda tatilde kuzenimin yanındayım ve o sürekli telefonumu kurcalıyor.”…

Attığı son mesaj beni kendime getirir gibi olmuştu. Kendimden yaşça bu kadar küçük ve üstelik deneyimsiz biriyle ne olmasını umuyordum ki. Eninde sonunda bana olan ilgisini kaybedecek ve yeni arayışlara girecekti… Böyle düşünürken bir mesaj düştü whatsapp’a. Bir video yollamıştı. Videoda sürekli “Babacım, lütfen beni affet babacım”, diye inleyerek sırt üstü uzandığı banyoda deliğini parmaklıyor, otuzbir çekip boşalıyor, daha sonra da avucundan spermlerini yalıyordu. Cevap yazmayabilirdim ama durumu derinleştirmeye gerek yoktu. “Videonu izledim oğlum. Çok seksisin. Keşke ben besleseydim seni babanın tatlı sütüyle”, diye mesaj attım. Evde yalnız olduğu için video çekebildiğini, banyoda da çok uzun kaldığını söyleyerek artık mesaj atamayacağını söyledi. Sorun yoktu. O hafta videoyu defalarca izleyip boşaldığımı söylememe heralde gerek yoktur.

Tatilden ne zaman döneceğini bilmiyordum ama onunla buluşmayı iple çeker hale gelmiştim. Haftasonunda döneceğini ama görüşemeyeceğimizi söyledi. Babasına yardım etmesi gerekiyordu. Ben de dayanamayıp onu görmek için dükkana uğradım, her zamanki gibi sıcak davranıyordu. Onu tutup öpmek, orada bir masaya yatırıp etraftan izleyenleri hiç umursamadan sikmeyi hayal ediyordum. Bir sandviç ve kahve söyledim ama onları bitiremeden ayrılmam gerekti çünkü ona her baktığımda tahrik oluyordum. Babasının durumu anlamasından da korkarak, elimdeki poşetle önümdeki kabarıklığı gizleyerek ofise dönüp otuzbir çektim tuvalette. “Sandviç kötü müydü diye soruyor babam”, diye mesaj geldi, espiri yapıyordu. “Hayır ama ben çok fenaydım, üzgünüm ama az önce şampanyayı patlattım tuvalette oğlum”, diye cevap verdim. “Yaaa hayır yapma bir daha, söz veriyorum bu akşam sana uğrayıp o şampanyayı içimde patlatacağım”, dedi.

Birbirimizi öylesine özlemiştik ki deliler gibi seviştik hiç durmadan yaklaşık 3 saat kadar. Beraber yaptığımız en güzel ve doyurucu seksti. Boynunu yalayıp emerek morattığımın bile farkında değildim. “Olsun, kız arkadaşım yaptı”, derim diyordu gülümseyerek. Omuzlarını öperek içinde gidip geliyor, zaman zaman dudaklarına yapışıyordum. “İçimde o kocaman sikinin damarlarını hissediyorum”, diyordu inleyerek. Prezervatif kullanmamıştık. Başını çevirerek dudaklarımı ısırıyor, dilimin ucunu ağzının içine alıp emiyordu, bir yandan da deliği sanki aynı şeyi sikime yapıyordu. Sonunda terden sırılsıklam olmuştuk ikimiz de ve ben üç defa boşalmıştım. Bu defa ağzını değil sadece deliğini doldurmuştum spermle. Son kez boşaldığımda penisimden zevk suyu geliyordu sadece. “Harikasın”, dedim. “Sen de öyle babacım”, dedi ben hala içindeyken. Duşa girdik, giderken ona “Bana bir daha sakın böyle cevap yazmamazlık etme”, dedim. Ben konuşacağımızı da düşünürken sadece seks yapmıştık. Ama konuşmamız da gerekiyordu.

Onu birkaç gün sonra sinemaya davet ettim, sonra sakin bir kafeye gittik ve ona gelecekle ilgili endişelerimi anlattım. O da bana büyük ihtimalle yurt dışında okumaya gideceğini söyledi… Bunu duyduğuma hem şaşırdım, hem de onun adına sevindim. “Hiçbir şey sonsuza dek sürmüyor ne yazık ki Kadir”, dedim. Ondan beklenmeyecek kadar sakindi. “Özellikle bu tip ilişkiler…”, dedi. “Evet, özellikle de yaş farkının bu denli büyük olduğu ilişkiler…”, dedim. “Olsun, seninle yaptığım hiçbir şey için asla pişman değilim. Seni unutamayacağımı biliyorum. Ama merak etme gidene kadar daha neler neler yaparız”, dedi. O anda aslında anladım ki ikimiz de kendimizi kandırıyorduk. Bu ne aşktı, ne ilişkiydi. Sadece ve sadece seksti ve bundan başka hiçbir şey de değildi.

“Neler yapmak istiyorsun benimle? Hepsini yapalım”, dedim. Çok fazla porno izlediğini biliyordum ve bunların etkisi altındaydı. “Bir sabah kahvaltıda seni sütlü ballı gevreğimin içine sağıp yemek istiyorum spermlerini babacım”, dedi. “Tamam”, dedim sadece. “Küçük termosumdaki latteme boşalmanı ve gün boyunca seni düşündüğüm her an spermlerini yudumlamayı istiyorum”, dedi. “Tamam”, dedim, “Başka?” Bir süre düşündükten sonra, “Aslında en güzeli sıcak sıcak yutmak”, dedi. Az sonra mekanın tuvaletinde tam olarak bunu yapıyordu. Ben saçlarını ve yanaklarını okşuyordum, o da günlük vitamin ihtiyacını karşılarken (!) gözlerimin içine bakıyordu ve artık tek düşündüğüm şey onun bir gün gideceği ve benim o anda boşalıp rahatlamak isteyişimdi.

Evimde kaldığı bir başka akşam bana pesto soslu makarna yapmıştı. Yemekten sonra bulaşıkları yıkamak istediğinde ona hayır demedim. Bu arada telefonunu oturma odasında koltuğun üzerinde bırakmıştı ve telefonun ekranı sürekli yanıp sönüyordu. Telefonu elime almadım çünkü kimsenin telefonunu kurcalamak huyum değildir ama ekranda gelen bildirimler de görünüyordu. Bunları kapatmamış olması da muhtemelen nasıl yapılacağını bilmiyor olmasındandı. Sadece sesi kısıktı telefonunun ve düşen mesajlar herkesin yaygın kullandığı eşcinsel aplikasyonlardan birinden geliyordu. Konusunu bile etmedim. Tahmin ettiğim gibi yeni arayışlar içindeydi doğal olarak yaşı gereği. Bulaşıkları bitirip koltukta yanıma uzandığında sevişmeye kaldığımız yerden devam ettik. Sadece keyif almaya odaklanmıştım.

Onu koltuğa yüz üstü uzattım ve o yuvarlak poposunu havaya kaldırıp bir prezervatif takıp sikmeye başladım. Oldukça derin giriyordum ve boşalmaya yakın çıkarıp prezervatifi sıyırıp doğruca çok sevdiği gibi ağzına verdim. Parmak uçları göğüs kıllarımda daireler çizerken dili sikimin başının etrafında tur atıyordu. Bir anda boşaldım ama her şeye rağmen nedense öyle çok zevk almadığımı düşündüm. Çünkü sıradanlaşmıştı benim için. Kadir’i artık o ilk gördüğüm günkü gibi göremiyordum. Sadece beraber seks yaptığım biriydi kadar. Tabi ki hala onu çıplak gördüğümde anında ereksiyon oluyordum ama o ilk günkü heyecan yoktu artık. Bana “babacım” dediğinde de hiçbir heyecan duymuyordum. Bazı zamanlar bana attığı videoları bir ya da iki kez izledikten sonra telefonumdan siliyordum. Birkaç ay sonra bana yurt dışına gidişinin kesinleştiğini haber verdi. Hiçbir şey hissetmedim diyebilirim.

Gittiğinde bana mesaj bile atmadı. Ben de atmadım açıkçası. Çünkü zaten bunu konuşmuştuk. O gittiğinde otomatik olarak aramızdaki her neyse “bitecekti”… Kadir’i birkaç yıl sonra yaz tatilinde babasının dükkanında gördüğümde beni tanımamazlıktan gelmişti. Belki de kendince haklıydı. Ne de olsa yanımda “bir başka Kadir” vardı artık. Gözlerimin içine bakarken beni şiddetle arzulayan, hiçbir deneyimi olmayan ve tamamen kontrolü bana bırakmış, meraklı, kumral ve ela gözlü bir başka genç. Onun yokluğunda tanıştığım onlarca Kadir’den biriydi… Onun gibi ben de akışına bırakmıştım. Gençlerden hoşlanıyordum sonuçta ve bu sonsuza kadar filan sürmek zorunda değildi. Gerçekçi olmaktan memnundum, muhtemelen Kadir de öyleydi. Kaçamak bir bakış attık birbirimize sadece. Aklından neler geçtiğini bilmiyorum ama benim aklımdan geçenler işte tüm bu anlattıklarımdı. Birkaç saniye sürdü. Sonra “yeni” küçük sevgilimin dudaklarının kenarında kalan susam tanesine odaklandım. “Sandviç nasıl olmuş?”, diye sordum ona, “Beğenmediysen bir dahaki sefere başka bir yere gideriz.”

YASAK DUYGULAR 8

Mutfakta yemek hazırlarken kendimi garip hissediyordum. Perdelerimi tamamen kapatmak zorunda kalmıştım çünkü ilk defa mutfağımda, sadece iç çamaşırlarım ile yemek hazırlayacaktım.
Aslında beni gayet heyecanlandıran bir eylemdi bu. Daha önce, böyle yapacağımı hiç düşünmemiştim. Ama yapıyordum işte. Yumurtaları kırdığım sırada oğlum içeri girdi. Üzerini giyinmiş, saçlarını taramıştı. Hazırlanmıştı. İlk defa, bu kadar hızlı bir şekilde. Onu böyle motive edebileceğimi bilmiyordum. Bu yöntem gerçekten de inanılmaz etkiler yapıyordu. Bu, beni bile şaşırtmıştı. Daha öncesinde hiç bu kadar dediğimi yapan, hemen tepkiler gösteren biri olmamıştı. Resmen ne istersem yaptırabiliyordum ona. Elimde sihirli bir değnek vardı sanki ve yapmam gereken tek şey sallamaktı. Sonrası, sihir gibi işliyordu zaten.
“Gel bebeğim, otur hızlıca yemelisin. Geç kalmak istemezsin.” dedim ona doğru dönerek göz kırptığım sırada.
Hemen oturdu, sadece kalçalarıma bakıyordu. Kalçalarıma iyi bakmıştım. O yüzden onun bu bakışları beni şaşırtmıyordu. Ancak bir yandan da… Hoşuma da gidiyordu…
Hemen önündeki tabağa, ısınmış tostunu koydum. İkiye bölmüştüm.
“Hadi canımın içi, hızlı ye. Çay mı içeceksin, yoksa portakal suyu mu?” diye sordum.
O sırada hafifçe eğilmiş olduğumdan, gözleri sütyenimin üst kısmından gözüken göğüslerime dikilmiş bir haldeydi. Sanki hipnoz olmuş gibi, yanıt vermiyordu. Tezgahın önüne döndüğümde, tekrar gözleri kalçalarıma takılmış durumdaydı.
“Canım?” diye sordum bir anda uyanmış gibi oldu. Kafasını hafifçe salladıktan sonra, gözü tekrar önündeki tabağına dönmüştü.
“Portakal suyu mu, çay mı?” diye sordum bir daha gözlerinin içine bakarak.
“Hmm… Portakal suyu…” dedi, resmen içi geçiyordu. Bana bakarken, bu kadar etkileneceğini bilmiyordum. Halbu ki plajda da görmüştü kaç kere. Bir de giydiğim bikiniler genelde dar olurdu. Ona rağmen böyle bir etki bırakmak şaşırtmıştı beni de. Sanırım aradaki fark tamamen psikolojikti. Sonuçta plajda pek çok izmit eskort çıplak beden vardı ben de oradaki normal insan profilinden biriydim. Ancak, mutfakta iç çamaşırları ile kahvaltı hazırlayan bir anne… İşte sıra dışı olan buydu.
Buzdolabının kapısını açtım ve uzanıp portakal suyunu aldım. Kapağını açtıktan sonra, üst raftan aldığım bardağa doldurdum. Bardağı elime alıp, masaya doğru yürürken, belime bakıyordu, bacaklarıma… Ve de göğüslerime, önündeki yemeğine dokunmamıştı bile. Amacımı kaçırmaya başlamıştım ve bu durumu hiç istemiyordum.
Bardağı masaya koydum, koyarken, direk göğüs dekolteme kaymıştı gözü. Gerçekten de etkimde kalmıştı, sanki hipnoz olmuştu. Bu durum, çok garip geliyordu. Ancak içimde bir şeylerin de harekete geçtiğini hissediyordum. Daha önce hissetmediğim bir takım duyguların, bir ateşin ilk kıvılcımı o anda çakmıştı sanki. Daha önce bana hiçbir erkek böyle hayran bir şekilde bakmamıştı. Bu bakışlardan, asla ama asla tereddüt etmezdim. Çünkü onun kalbindeki sevginin saflığını, sıcaklığını gayet iyi biliyordum. O daha doğar doğmaz şekillenen bir durumdu bu. O daha, doğar doğmaz böyle olacağını biliyordum. O kutsal bağ, o zamandan beri vardı.
“Ama böyle olmaz…” dedim suratımı asarak.
Hemen o anda dikkati yüzüme çevrildi. Bana bakıyordu, tam da gözlerimin içine.
“Nasıl olmaz… Anne… Ne olmaz…”
Tedirgin olmuştu. O anda aklında başka bir şey olduğu için ne söylediğimi duyduğunu bile sanmıyordum.
“Bebeğim, bak yemeğini yiyip okula gitmen gerekiyor. Sınava hazırlanacaksın ve ödevini vereceksin. Unuttun mu? Hadi o tostu bitir…”
O anda yemeye başladı. Ağırdan alıyordu ama yine de. gözleri istemsiz olarak kalçalarıma kayıyordu.
“Sen de… Yemeyecek misin… Anne…”
Düşünceli oğlum benim, her zaman beni de düşünürdü. Daha bebekken bile bir şey yerken benim de yememi isterdi. Ben yediğimde, bana gülümseyerek bakar, birden kahkaha atardı. Onun bu haline bayılıyordum.
“Canım sen ye, ben atıştırırım. Şimdi canım gölcük escort istemiyor.” dedim.
Bir şey demedi, önüne döndü ve yemeğini yemeye devam etti. O sırada portakal suyundan da bir yudum almıştı. Ama yine de çok hızlı yemiyordu.
“Tamam bakalım… Bu böyle olmayacak…” dedim ve ona doğru yürümeye başladım.
“Ne olmayacak anne…” dedi sessizce.
“Hayatım yetişemeyeceksin böyle yersen, nasıl olacak yani? Geç kalacaksın bak kaç kere söyledim?” diye sordum.
Yüzünü yere eğdi.
“Ben… Pek aç gibi değilim…” dedi.
“Hayır, okulda zihninin iyi olmasını istiyorum.” dedim tam onun dizlerinin dibine dizlerimin üzerine çöktüm.
“Anne… Ne yapıyorsun…” dedi. Sesindeki o şaşkınlık hoşuma gitmişti.
“Şşşt… Sen yemeğini ye, eğer hızlı yersen, ben de seni hızlıca rahatlatacağım. Hadi, gitmen gerekiyor.” dedim ve kemerini açtım.
“Biraz bana doğru dön bebeğim, ama dikkat et. Tabağının üzerinde ye, yere dökülmesini istemeyiz değil mi?” dedim neşeli bir sesle.
Cevap vermedi, sadece dediğimi yapıyordu. Bu da gerçekten hoşuma gitmişti. Sanki onun erkekliğine dokunduğum anda onu istediğim herşeyi yaptırabildiğim bir köleye çeviriyordum. Erkeklerin bu özelliği gerçekten çok hoşuma gidiyordu. Hiçbir kadın böyle hareket etmezdi ama erkekler çok basit düşünebiliyordu. Hem de aşırı düzeyde…
Bana döndükten sonra düğmesini ve fermuarını açtım. Daha sonra hemen boxerının üzerinden erkekliğini okşamaya başlamıştım. Zaten biraz sertleşmişti bile. Doğaldı bu, önünde diz çökmüş, sadece iç çamaşırları ile duran annesini görünce etkilenmesi son derece normaldi. Aksi türlüsü, anormal bir durum olurdu zaten.
“Tamam bebeğim, hadi yemeye başla.”
O sırada gerçekten de iştahlı bir şekilde yemeye başladı. Bana bakmıyordu, sadece yemeği ile ilgileniyordu.
Ben de erkekliğini boxerından kurtardım ve elimle sıkıca kavradım. Zaten biraz sulanmıştı, hemen başının o taraflarda baş parmağımı gezdirdim ve oradaki sıvıyı alıp tüm yüzeye dağıttım. darıca escort İyice kaygan olmasını, beni iyice hissetmesini istiyordum.
Yemeğini yerken, bir anda duraksadı ve bana baktı. Bakışlarındaki hayranlığı hissedebiliyordum.
“Önüne dön, yemeğini ye. Hadi.” dedim ve işime devam ettim. Elimde bir anda sertleşmişti, ne kadar hızlı sertleştiğine ben bile inanamıştım. Dediğimi yapmaya devam ettiğinde benim ellerim de hız kazandı. Bir anda damarlarına dolan kanı hissedebiliyordum. Kalp atışının hızlandığını, heyecanlandığını hissedebiliyordum.
Ellerim iyice hızlanmışken bir anda bana döndü, dikkatlice bana bakıyordu. Tam kızmaya kendimi hazırlamıştım ki tabağının boş olduğunu gördüm. Yüzümde bir gülümseme belirdi. Oğlum, sözümü dinliyordu. Hem de çok hızlı bir şekilde yapıyordu bunu.
“Ahhh….” diye inlediğinde geriye doğru yaslandı. Duvara iyice yaslandığında, bacaklarını bana doğru uzatmış ve iyice açmıştı. Ona doğru emekleyerek yaklaştım ve şimdi daha yakındım. Dirseklerimi bacaklarının üzerine koydum ve ona mastürbasyon yapmaya devam ettim.
“Oh….” inlerken, gözlerini kapatmıştı. Kim bilir neler hayal ediyordu. Gerçi tam önünde iç çamaşırlarımla, yarı çıplak bir halde duruyordum. Dantelli çamaşırlarım, bedenimi daha çok ön plana çıkarmıştı. Onun gördüğü şekilde ise nasıl göründüğümü hayal bile edemiyordum. Şu anda hiç aklına gelmeyen bir durumu yaşıyor olmalıydı. Annesi, sadece iç çamaşırları ile önünde diz çökmüş onu tatmin ederken o da kahvaltısını yapıyordu. Dünya’da gerçekten çok az insanın sahip olabileceği bir ayrıcalıktı bu.
Birden kasılmaya başladı. Eliyle omzumu sıkıca tutup beni kendine çekti. Gözlerini sıkıca kapatmıştı.
“Ohh… Çok güzel… Anne…”
Geliyordu, hissedebiliyordum. Erkekliğinin şiştiğini, avucumu daha çok doldurduğunu hissedebiliyordum.
O anda aklıma geldi, peçete almayı unutmuştum. Ve ilk kasılmasında havaya doğru fırlayan beyaz sıvı, saçlarımın üzerine geldi. Hemen gözlerimi kapattım.
Sıkıca tutmuştum, rahatça boşalmasını sağlıyordum. Pantolonuna gelmesin diye iyice ona doğru eğilmiştim.
Ve olmuştu.
Yüzüme, göğüslerime boşalmıştı.
Gözlerini açtığında, göğsü hızlıca inip kalkıyordu.
Yüzünde bir gülümseme vardı…
Benim de öyle…

ÜNİVERSİTE – 14

Seriyi baştan okumak sizi daha anlamlı gelecektir.

Pertim çıkmıştı resmen. Nefes alış verişim düzelene kadar sadece uzandım. Yanımda Zehra uzanıyordu. Biraz sakinleştikten sonra Doğruldum koltuğa oturdum ayaklarımı sehpaya uzatıp bir sigara yaktım. Zehra da yanıma benim gibi oturup bir sigara yaktı. Başını omzuma koydu. Sessizce sigara içtik. Daha sonra kalktı birer bardak soğuk su getirdi ve tekrar başını omzuma koydu. Bardağın etrafındaki soğuk su damlacıklarını suratıma sürdüm serinlemek için.

Suratım resmen yanıyordu. İkimizin de vücudundan ateş çıkıyordu. Zehra sessizliği bozdu.

-Z: Çok güzeldi. Çok rahatlattın beni.

-: Bende çok rahatladım. Hırçınsın biraz(gülerek)

-Z: (şuh bir kahkahayla) Sende öylesin. Yatakta özgür olmayı seviyorum. Zaten en doğal halimiz yatakta olmuyor mu?

-: Haklısın. Yani sen aslında böylesin ama dışarıda değişiyorsun.

-Z: Aslında dışarıda da rahat b kızım ama bastırıyorum kendimi. Güvendiğim insanların yanında daha rahatımdır. E tabi bir insana güvenmek zaman istiyor.

-: Peki ama ben güvenilecek biri miyim ki?

-Z: Tabi öylesin.

-: Az önce sevgilimi ev arkadaşıyla aldattım. Hem de onun evinde.

-Z: Ama bunu kimseye söyleyemezsin.

-: Evet

-Z: İşte buna bursa eskort güveniyorum.

-: Gerçekten göründüğün gibi birisi değilsin.

-Z: (gülerek) biliyorum tatlım.

-: Demek Tuğçe de öyle göründüğü gibi değil. Bunu ondan biraz daha bilgi alabilmek için sormuştum.

-Z: Tabi ki değil.

-: Zengin olan sevgilisini elinde tutmak için masum numaraları. Ama çok zengin çok takılan sevgilisini elinde tutmak
için fanteziler falan.

-Z: Aferin tatlım aynen öyle.

-: Buradan şu çıkar. (Gözlerime baktı ne diyeceğimi merak ederek.) Benden önceki çocuk benden daha zengin.

-Z: (kahkahalar eşliğinde) Aynen öyle akıl küpü.
Bunu söyledikten sonra dudaklarıma yine şehvetli bir öpücük kondurdu. Aslında onu daha fazla sikmek isterdim ama. Halim yoktu dinlenmeliydim. Biraz enerji depolamalıydım.

-: Yemek söyleyelim mi?

-Z: Evet dinlenelim biraz.

Yemek sipariş ettik. Yemekten önce de yerken de yemekten sonra da epey sohbet ettik. Bana Tuğçe hakkında bilmediğim bir sürü şeyi anlattı üniversite hakkında, okul dedikodular en büyük olaylar falan epey konuştuk.
Tuğçe akıllı bir kızdı aslında. Kendisine durumu iyi olan biriyle sevgili olmak istemesi çok ta abes karşılanacak bir durum değil günümüzde. bursa escort bayan Lakin izlediği yollar yöntemler farklıydı. İlk sevgilisi durumu iyi bir çocuktu ama çokta parlak olmadığı için kendine dokundurtmamıştı. Çocuğun ailesinin durumu bozulunca da tekmeyi koyuvermişti. Diğeri okulun hem zengin hem yakışıklı playboy unu ise elinde tutmak için teslim olmuştu ona. E tabi o piçte sıkılınca tekmeyi bastı buna. Ben vardım sonra. Benim durumumu biliyordu. O yüzden bana da çok ileri gitmese de birçok zevki yaşatıyordu. Aslında düşündükçe kafam çalışmaya başlamıştı. Spora gidiyordum fiziğim fitleşmişti. E iyi de giyiniyordum okuldaki kızların benle daha fazla ilgilenmeye başladığının da farkındaydım. O da benim gözümü dışarı kaydırmamak için, beni elinde tutmak için zaman geçtikçe benimle daha fazla şey yaşıyordu. Olgunlaşmak denen şey biraz da böyle işte. Tecrübe kazandıkça üzerine düşünüp dersler çıkardıkça büyüyor insan her anlamda. Bu iş olsun aşk olsun seks olsun fark etmez.

İzmir e geldiğimden beri yaşadığım olayları düşünüyordum. Yeşim, Yeşimle sevişirken kuzeninin bizi izlemesi, Tuğçe ve onun ev arkadaşı Zehra. Daha neler yaşayacaktım kim bilir diye düşünüyordum.
Ben bunları düşünürken escort bursa Zehra duş almış gelmişti. Üzerinde önünü bağlamadığı bornozuyla yine yanıma oturdu. Çok güzel kokuyordu. Bornozun açık kalan yerlerinden görünen ıslak bedeni bir hayli seksiydi. İçim tekrar harekete geçmişti. İkimiz de sert sevişmek istiyorduk. Üstelik o içindeyken ki azdırıcı konuşmalarla beni iyice tahrik ediyordu.

Üstelik sevgilimin ev arkadaşıyla sikişme fikri bile başlı başına bir tahrik unsuruydu. Ona sert ve patron gibi davranmaya karar verdim. Yanımda uzanmış telefonuyla uğraşırken saçlarının arkasından tuttum suratını yaklaştırıp dudaklarına yapıştım. Şehvetle dudaklarını kemirirken saçlarını bırakmıyordum. O da inleyen sesler çıkararak karşılık veriyordu.
-Z: Erkek işte erkek.

Saçlarından sıkarak onu biraz yukarı kaldırdım ve göğüslerini yalamaya başladım. Göğus uçlarını ağzıma aldım. Hafif hafif ısırıyordum. Ellerimle hala saçlarını kavrıyordum. Daha sonra saçlarından bastırarak kafasını sikime eğdim. Ve hemen beni ağzına aldı. Sikim iki defa boşalmış olmanın verdiği yorgunlukla çok zor sertleşti. Ve daha fazla enerjim ve gücüm kalmadığından ağzına patlamaya karar verdim.

-Z: Ah sen böyle davran bana ben ne zaman istersen gelir görevimi yaparım erkeğim.

Bunları söylerken bi eliyle ağzına aldığı sikimi sıvazlıyor diğeriyle de karınımı okşuyordu. Çok dayanamadım. Ve canım yanarak ağzının içine fışkırdım tekrar.

Sohbet etmek ve görüşleriniz için bana mesaj atabilirsiniz.

sıra arkadaşım 1

sıra arkadaşım 1
Tekrar merhaba kaldığım yerden devam ediyorum. Damlanın kuzenleriyle köyde yaşadıklarım ekrar keyfimi yerine getirmişti. Çünkü yaz o kadar güzel geçmiştiki acaba tekrar gelsin diye bütün sene yazımı iple çekiceğim düşüncesi bana hakim olmuş modumu düşürmüştü. Böylece bu moddanda çıkmış kendime gelmiş oldum. Bizimkiler dönmüş okul başlamıştı ama bizim kolejde ilk iki hafta ders programına geçilmiyor.Bu süre zarfında geçen senenin bir kritiği yapılıyor ve yarı eğlence yarı planlamayla bir oryantasyon uygulanıyordu. Öğrencileri birden sıkmak istemiyorlardı.Hocalarda fazla dersle sıkmıyorlardı genelde eğlenceli geçiyordu saatler tam bu sırada ikinci pazartesi günü ilginç bir olay oldu 3. dersteydik birden kapı çalındı ve müdür bey göründü hocamız ayla hanımın yanına geldi ve birkaç şey fısıltıyla konuştular biz ne oluyor derken müdür bey iyi dersler çocuklar deyip çıktı ve çıkarken kapıdan birine içeri girmesini işaret etti ve o anda hayatımdaki en süpriz heyecanlardan birini yaşadım içeriye 170 boylarında zenci bir çocuk girdi şöyle bir bakınca atletik değildi baya iri ve kiloluydu dudakları işe aşırı kalındı ve gözleri şehla bakıyordu sanki kafayı çekmiş gibi herhalde ırsi özellikleriydi birden göğüs uçlarımın dikleştiğini resmen ıslandığımı farkettim handan hoca ellerini çırparak çocuklar beni dinleyin dedi bu arakadaşınız taye dedi aslen nijeryalı babası diplomat olarak burada görevlendirilmiş o yüzden şimdilik bizimledevam edecek dedi kendisi çatpatta olsa ingilizce konuşabiliyormuş bizde kolej olduğumuz için senelerdir ingilizcemizi ilerletebilmiştik sınıfta gülüşmeler konuşmalar başlamıştı handan hoca sessiz olun diye bağırdı ve taye ye müsait bulduğu bir yere geçmesini söyledi ben uzun boylu olduğum için en arkadaydım ve yanımda boştu gözlerimle benim bulunduğum sıraya gelsin diye hem bakıyor hem diliyordum oda herhalde elektriklenme oldu benim olduğum sıraya kadar geldi ben hemen bir hareketle yana kaydım oda bu işarete gülümseyerek cevap verdi ve yanıma oturdu o zaman daha iyi farkettim bayağı iriydi düşündüğümdende bizim çocukları münasebetsiz espriler yapmayın sakın diye handan hanım uyardı ama dinleyen kim aman deniz 30 cm den fazla yaklaşma malum falan sakın aşağı bakma dudakların uçuklar sonra diye aslında çokda münasebetsiz sayılmazdı söyledikleri farkında değillerdi ama beni dahada tahrik ediyordu. Taye ise olaylardan bişey anlamadığı için sadece şaşkın bakıyor arada bakışlarımız birleşince gülümsüyordu sonra herkez yine dalgasına bakmaya başladı normalde tayeye sarmaktan vazgeçmezlerdi ama tatilde nereye gidilmiş neler olmuş muhabbeti ağır başmıştı çokda iyi olmuştu bende taye ile konuşmaya çalışıyordum ne zaman türkiyeye geldiler ne kadar kalıcaklar nerde kalıyorlar gibi sorular soruyordum oda çatpat ingilizcesiyle cevap vermeye çalışıyordu henüz geleli iki hafta olmuş ama arada öğrendiği birkaç kelimeyle türkçe dili döndüğünce cevap vermeye çalışıyordu buda onu dahada sevimli yapıyordu. anlaşılan enaz iki yıl babasının görevi yüzünden buradaydı ve buna benimde hiç itirazım olmazdı konuşurken aramızda garip bir elektriklenme oluyordu ve ikimizde bunun farkındaydık diğer kızların ilgisini çekmemişti çünkü onlar yakışıklı uzun boylu atletik tipleri beğeniyorlardı ama ben gökte ararken tam tipim yanıma düştü diye seviniyordum üzerinde turuncu kısa kollu tshirt vardı ve iri kolları ve ipeksi kara teni beni kendimden geçiriyordu arada sözde işaret eder gibi bişey anlatırken veya sorarken kollarına dokunuyordum ve bundan enaz onunda benim kadar tahrik olduğuna emindim.ertesi gün ne kadar doğru düşündüğümü anlamamı sağlayan olay oldu yine taye ile konuşurken ona fırsattan istifade dokunuyordum bu arada benim farketmediğim bir gelişmeyi aniden farkedince şok olmuştum tayenin üzerinde ogün okulun hangi spor branşına katılacağını tespit için çalışmaya katıldığından eşofman ve tshirt vardı ve benim dokunuşlarım üzerinde umduğumdanda büyük bir etki yapmıştı birara hafif sıkılıp terlediğini farkettim sınıfmı çok sıcak derken gözlerimi aşağıya kaydırdığımda gördüğüm manzara ilk anda beni şok eden ve dudaklarımı ısırmama yol açan etkisiyle beraber durumu gayet net anlamamı sağlamıştı karşımda inanılmaz bir görüntü vardı aşağıda tayenin kasıklarından kalın bir ağaç eşofmanıda zorlayarak sıranın alt kısmına dayanmıştı kalın iri ağaç diyorum çünkü hasan hocanın büyük ve kalın aletinin pantolonunu nasıl zorladığını defalarca görmüştüm ama böylesi çok başka birşeydi daha uzundu ama dahada önemlisi enaz iki katı kalın olmalıydı sıra durdurmasa daha ne kadar şişecekti kimbilir ağzımdan biranda what is this sözleri döküldü tayeye baktığımda oldukça utanmış ve fena halde terlemiş olduğunu gördüm ilk şoku atlattıktan sonra ingilizce dokunabilirmiyim diye sordum ama aynı zamanda sorunun cevabını beklemeden ellerim harekete geçmişti zaten tayenin şaşkınlıktan dili tutulmuştu ve cevap vericek durumda değildi sol elimle eşofmanını önden yakalıyıp ileriye çekerken sağ elimi daldırdım ve inanılmaz bir hissi yaşadım sanki okulun bayrak direğini tutmuştum avuçladığım parmaklarımın uçlarının birleşmesi bir yana enaz bir el daha boşluğa sığardı iyice sıkıyordum derisi ipeksi olmasına rağmen elimi ileri geri hareket ettirmeye çalıştığımda epeyce zorlandım çünkü aletinin üstünde acaip damarlar vardı tayenin anlından ve şakaklarından terler süzülüyordu ama kimse durumun farkında değildi millet kendi aleminde olduğu için handan hanım sesi güzel olanlara şarkılar söyletiyordu tüm sınıfta hem ellerini çırparak eşlik ediyor aradada şebeklik yapıyorlardı kimsenin bizi farkedecek durumu yoktu zaten en arka iki sıra boyunca sadece biz ikimiz vardık ve milletin arkası bize dönüktü ellerimin açlığı vücudumun açlığına karışmıştı göğüs uçlarım sertleşmiş dimdik olmuşlardı ve deliğim fena halde ıslanmıştı eşofmanı çekiştiren elimi bırakmadan diğer elimi çıkardım ve ağzımla elime bolca tükürdüm ve o şekilde elimi yine adeta ormana daldırdım öyle diyorum dibine doğru ormna gibi kıl vardı ve aletide koca bir çınardı sanki elimdeki sıvı avucumla beraber temas edince tayenin o kalın dudakları acaip bir ohh sesiyle aralandı tam başına gelip orayı sıktığımda halini görmeliydinizöyle bir kasıldıki acaip zevk aldığı belliydi ellerini göğüslerime götürmeye kalktı bu görülebilirdi bakışlarım ve kafamı sallayarak itiraz ettim ve biraz öne eğildim ve arka tarafımı işaret ettim sol eliyle kalçalarımı okşamaya başlamıştı o kolej eteklerinin boyu kısadır bilirisiniz birazda çekiştirince herşey ortaya çıkar sağ elide baldırlarımdaydı ileri geri hareket ediyordu çok büyük elleri vardı doğrusu ama yumuşacıktı ipeksiydi hatta elleri kasıklarıma gelmiş ama benim önümdeki ufak ayrıntıyı fark edememişti ben bakışlarımla itiraz edince bu sefer sol elini arkadan eteğimin altına kaydırdı yok denecek kadar ufak kilodumun kenarından çekiştirerek arka deliğimi bulmaya çalıştı kısa bir süre sonrada buldu ve ıslak olduğunu görünce şaşırdı ama yine duraksamadan parmağının bir kısmını soktu çok kalın parmakları olduğunu söylememe gerek yok sanırım acaip zevk aldım hele iyice hareket etmeye başlınca bende kendimden geçmeye ve elimdekiyle daha hızlı oynamaya başladım.onunda nerdeyse patlamak üzere olduğunu farkedince ağzıma boşalmasını çok istedim ama ortam buna uygun değildi olası patlamalarının gidiceği yerler herşeyi mahvedebilirdi o anda çevreme bakındığımda cevabı buldum uzun pet su bardaklarından vardı köşede teneffüslerde sıcaktan çok su içiyorduk hemen onu aldım ve tayenin eşofmanını aletini ortaya çıkarıcak şekilde aşağı çektim ve pet bardağı kafasına geçirmye çalıştım ama olmadı çünkü büyük pet bardağı bile küçük geliyordu mecbur fışkırtacağı deliğe denk gelicek şekilde başına dayayıp bastırdım bir yandanda el hareketlerimi son derce hızlandırdım ardı ardına kasılmalar başladı bardağın dibine çarpma seslerini yüksek sesle şarkı söylenmesine rağmen duyabiliyordum ama iyiki sınıf duyamıyordu tayenin titremeleri ve kasılmalırı bitince parmağınıda deliğimden çekti ben bir peçeteyle bir yandan başını temizleyecek şekilde bastırıken bir yandanda bardağı dökülmeycek şekilde doğrulttum ve muhteşem görüntüyle karşılaştım az önce tayenin parmağını çektiği deliğim resmen sızladı bardağın yarısına yakını doluydu ve çok daha değişik bir kıvamdaydı adeta krema sıkılımıştı bardağa bu fırsatı kaçıramazdım tayenin şaşkın bakışları arasında biraz eğilip kimsenin göremiyeceği şekilde dikledim bardağı inanılmaz yoğun ama birazda acı bir tadı vardı ve ağzımda dolaştıra dolaştıra tadına vara vara üç partide hepsini yutarak bitirdim. ve o anda tayenin bir başka ilginç görüntüsüyle karşılaştım aleti boşalınca inmiş aşağı doğru sarkmıştı ama kasıklarından aşağı sanki bir kobra yılanı sarkıyodu hasan hocanın iri yarrağının kalkık hali ancak bu kadardı birden birazda olsa risk alıp bu zevki bana tattıran sıra arkadaşıma teşekkür etmeye karar verdim ve kimsenin görmeyeceği şekilde eğilip aletinin başını dudaklarıma götürdüm ve dilimi tepesinde üçtur gezdirdikten sonra dudaklarımla vakumlu bir öpücük kondurdum garip bir oh sesi takip etti bunu tabi sonrada eşofmanını yukarı çektim ve birbirimize gülümsedik anlaşılan yeni sınıf arkadaşımla pekçok konuyu etüd edip üzerinden geçmemiz gerkecekti ne diyim herkezinde dediği gibi eğitim şart